Kitabî Alevîlik

kitaplar-180x110
Soru: Seneler önce Alevîlerin şifahî kültürlerini yazılı kültür haline getirmeleri gerektiğini ifade etmiştiniz. Böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyulmasının sebepleri nelerdir?
Zannediyorum, artık çokları bu ihtiyacın farkındalar ve bunun mutlaka yapılması gerektiğine inanıyorlar. Fakat, maalesef, sayıları az da olsa, bir kesim hep art niyetli davrandıklarından, başkaları hakkında su-i zan ediyor ve onların da gizli maksatları olduğunu düşünüyorlar; dolayısıyla, en masum ve faydalı taleplerin ya da tekliflerin dahi karşısında yer alıyorlar.

Keza, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Alevîliğin klasikleşmiş on yedi kitabını basma kararı bazıları tarafından tepkiyle karşılandı. Kimileri bunu, Alevîleri asimile etmenin bir parçası olarak gördüler. Oysa, meseleye daha mülayim yaklaşılabilir; o işin mükemmel ve herkesin kabulüne şâyeste şekilde yapılması için neler lazımsa, o hususlar seslendirilebilir ve neticede bu eserler toplumun tamamı için çok önemli birer kaynak haline getirilebilirdi. Böylece, insanları farklı mülahazalara sevk edecek ve ayrı düşürecek unsurların da önüne geçilmiş olurdu. Zira, temel kitaplar ölçü ittihaz edilmezse, bazen heva ve heves fikir suretine bürünebilir ve hissiyat, düşünceleri belirleyip onlara yön verebilir. Evet, belli başlı disiplinler fertlerin inisiyatifine bırakılırsa, şahsî mülahazaların önü kat’iyen alınamaz ve asla birlik sağlanamaz.
Kat’iyen, Alevî dedelerine, babalarına, mürşitlerine, pirlerine ve rehberlerine itiraz etmiyorum. O bir sistemdir; madem onlar saygı duyuyorlar, kendilerine hürmet edilen insanların saygınlığıyla uğraşmak doğru değildir. Ne var ki, genel telakkiye ait meseleleri sağlama bağlamanın ve sarsılmaz bir zemine oturtmanın yollarından en önemlisi; falanın beyanı, filanın ictihadı, şunun tahrici, bunun istinbatı… yerine, bu mevzuda büyük kabul edilen insanların kaynak sayılan kitaplarına başvurmaktır.
Bu itibarla, Alevîler de, kendilerince önemsedikleri ve yanılmaz saydıkları insanların kitaplarını bir edisyon kritikten geçirerek, baştan sona tahkik ederek ve günümüzün imkanlarıyla kullanıma daha elverişli şekilde basarak herkesin istifadesine sunabilirler. Böylece, insanları asıl kaynaklarla yeniden buluşturarak, birleşmek ve uzlaşmak için sağlam bir zemin hazırlamış olurlar. Bir kere daha ifade etmeliyim ki, şayet meseleler şahısların ictihadlarına bırakılacak olursa, çok farklı görüş ve anlayışlar ortaya çıkar; hakkı kendinde görmeler, bölünmeler ve kavgalar devam eder gider. Dahası, şartlar değiştikçe ve konjonktür farklılaştıkça, ictihadların mahiyetleri de değişir ve altından kalkılamayacak ihtilaflar zuhur eder. Bunlar da toplumu hep böler, parçalar; anlaşmadan ve uzlaşmadan alıkoyar.
İşte bu mülahazalarla, senelerce önce Alevîlerin ileri gelenlerine, “Şayet ‘Bizim de bir kütüphanemiz olsun; İmam Cafer-i Sadık’ın Buyruk’u, Hacı Bektaş Veli’nin Makalât’ı, Besmele Tefsiri, Fuzulî’nin Hadikatü’s-Süeda’sı, Mevlana’nın Mesnevi’si, Yunus’un Divan’ı, Hoca Ahmet Yesevi’nin Farkname’si gibi kaynaklarımız orada bulunsun! Vicahî kültürü kitabî kültür haline getirelim, hem biz okuyalım hem de çocuklarımıza miras bırakalım!’ diyorsanız, biz bu mevzuda size elimizden geldiğince yardım edelim.” dedim. Bu teklifimde o kadar samimi davrandım ki, “İmkanınız olmadığından dolayı cemevi yapamıyorsanız, alın burayı kullanın ya da şurayı kültür lokali yapın, demek isterdim; fakat, bazıları bunu yanlış yorumlar ve dile düşürürler. Siz kendiniz yapın ki, kimse bu işi değişik garazlardan dolayı akâmete uğratmasın. Biz de gücümüzün yettiği kadar size yardımda bulunalım.” diye ekledim.
Bu yazı Sorular-Cevaplar içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.