ALEVİ BEKTAŞİ KLASİKLERİ’NDEN KİTAB-I CABBAR KULU

10354233_677478418995277_2023058482964980559_n

Dünya der ki:
Ey derviş! Eğer kitabın hepsini okuduysan, herkes Cennet mülkünü ister. Sen de onu iste. Kuzguna gülün kokusunu anlatsan ne fayda. O gülün kokusunu nereden bilsin. Gülün kokusunu bülbül bilir. Onun için şakır. Gâfiller denizin kenarında gezerken, olgun insanlar (insan-ı kâmiller) alacaklarını denizden alırlar. Bu söylediklerim gerçektir. Balım az, zehrim çoktur. Îmânını iyi koru, benden sana fayda yoktur. Benim neyim senin hoşuna gidiyor? Size ölüm var. Bir gün teneşir tahtasına binersin. Bir gün seni yutarım; görmediğe dönersin.
Ey derviş! Bu öğüdüme kulak ver. Kulağındaki pamuğu çıkar da, söylediklerimi kalp evine yerleştir. Âhirette yiyebilmek için dünyada kazanmaya bak. Ey derviş! Ölenlerden, malını, mülkünü bırakıp, oğlu kızı bu dünyada kalanlardan ibret al. Seni bu dünyaya gönderen Allah’tan hem çekin, hem de ümidini kesme. Korku ile ümit arasında ol. Emirleriyle, yasaklarını iyi öğren. Öbür dünyada aç kalmamak için, azığını bu dünyadayken hazırla. Burada biten güllerin orada solduğunu göreceksin. Konuşan dillerin konuşamaz hale geldiğini göreceksin.
Ey derviş! Azığını çokça hazırla. Gideceğin yollar çok uzak. Bu dünyaya gelen herkes ölür. Dünya bir süre boş kalır. Bütün kullar tekrar dirilir. Görürsün bir gün hesaplar görülür. Herkese bir defter verilir. Herkesin sevâbı günâhı tartılır. Hassas terazi kurulur. Bilinmeyen her şey görülür. O sırada mü’minler yürüyüp Cennet’e giderler. Münâfıklar Cehennem’e sürülürler. Mü’minler Cennet’e varırlar. Hûrîler onları beklerler. Herkes yerini bulduktan sonra, Allâh’ın güzel yüzünü görürler. Çeşitli meyveleri yerler. Bütün işlerden kurtulurlar. Kuşlardan kebap olur. Onların tadından damaklar tutulur.
Ey derviş! Sana söylediklerimi duydun. Bütün yiyecekleri götürdün. Olanı bırakıp git de, göçüne uyacak olanı al git. Ey derviş! Benim işim taklittir. İşlerin kolayı kötüdür. İşlediğin zaman iyisini işle. Çürük işten insana bir fayda yoktur. Tohumun çürüğü bitmez. Davulun deliği ötmez. Kibirlenmekten sakın. Taş üzerinde hiçbir şey bitmez. Kibirlenenlerin başına gelenler görüldü. Azâzîl dergâhtan sürüldü. Kibirlenenler gidecekleri yere varamadan yoruldu.
Ey derviş! Gövdem de yok, başım da yok. İşim gücüm [insanlara] hile yapmaktır. Hiçbir doğru işim yok. Yuttuğumu bütün yutarım. Ağzımda da dişim yok. Ey derviş! Ağzımda dişim kalmadı ama nice çanakları kuruttum. Hiçbirinde işim kalmadı. Bunadım mı ne yaptım. İşe yarayan hiçbir işim kalmadı. Ey derviş! Dövmek istiyorsan nefsini döv. Peşinden gitmek istiyorsan âhiretin peşinden git. Bana duyduğun sevgi gelip geçicidir. Seversen Allâh’ı sev.
Ey derviş! İşim gücüm yalandır. Beni seven herkesin kalbi perişandır. Derviş olan kimseye dünyayı sevmek haramdır. Dünyayı çıkar kalbinden. Ölümü çıkarma aklından. Yarın Hak hâkim olunca, delil isterler senden. Delili olmayan kendisini savunamâz. Îmânı olmayan Cennet’e giremez. Bedenini acizlikten kurtarıp, nefsini özgür edemez. Ey derviş! Benim peşimden koşanlar yorulur. Aklı, fikri zayıflar. Nefsiyle şeytan güçlenir. Zevk ve şehvetlere kendisini kaptıran Hakk kapısından sürülür.
Ey derviş! [Aşk] sarhoşu musun, insan mısın? [Allâh’a] Hayrânî mısın, hayvan mısın? [Hakk’ı] gören misin, uğradığı son görülen misin? Ey derviş! Beni seven sarhoş olur. Dışı karanlık, içi gece olur. Bir pişman baş olur. Duman çöker kalbine. Bütün organları kış olur.
Ey derviş! Bir kul Allâh’ın emrini yerine getirmiyorsa, Hazret-i Peygamber’in gittiği yola gitmiyorsa, “Allâh’ı ve Peygamber’i de severim” diyerek yalan söylüyor demektir. O kişinin sözü “seni seviyorum” diyen kimsenin sözüne benzer. Senin çocuklarını sevmeyen kimseyi sen nasıl sevmezsen, Hazret-i Peygamber’in Ehl-i Beyt’ini sevmeyenleri de Hazret-i Peygamber öyle sevmez.
Ey derviş! Îmânının mükemmel olduğunu, Allâh’ın, Peygamberin, iyi insanların seni sevip sevmediğini anlamak istiyorsan, kendine şöyle bir bak. Aklın, fikrin, gönlün kimi arzuluyor, kiminle beraber oturup kalkıyor, kimi seviyor? Eğer âlimleri, iyi insanları, fakirleri, Ehl-i Beyt’i sevip arzuluyorsa, bunlarla oturup kalkıyorsa, imânın olgunlaşmış demektir. “Ben Allah dostlarını, peygamberleri ve Allâh’ı severim” şeklindeki ifaden doğrudur. Bir kulda bu şartlar mevcutsa, belki o kulu Allah da, Peygamber de sever. Onların sevdiğini Allâh’a kul olanların hepsi sever. Fakat bir kulda bu şartlar mevcut değilse, o kul için “severim diyerek kendisine iftira atıyor” derler. “Şeytanın keyfinden tadıyor” derler. “Şahidi yok, delili yok, kuru bir dava peşinde” derler.
Ey derviş! Aslını bilen mürşide hizmet eder. Mürşid onun nefsini eğitir. Kendisini ıslah etmesini sağlar. Haramdan, manevî kirlerden, dînen hoşa gitmeyen ve şüpheli şeylerden kalbini temizler. Şeytanın hilelerini haber verir. Nefsini şeytandan korumayı öğretir. O kişi artık bu güzel davranışları yapmayı arzular. Allah yardım ederse, o kişi bu ilmin aslını öğrenir. Aslını bilen işte bu şekilde bilir. Bu ilimleri öğrenen, bunların aslını bilen kimse Allâh’ın yardımıyla şükrünü de eda ederse, artık o kul Rabb’ine şükreden birisi olur. Nimetlerin ve hükmün kime ait olduğunu, hâkimin kim olduğunu bilirse, şükreden o kula Allah kendisine giden yolu gösterir. Peygamber de ona şefaat (yardım) eder. İşte aslını ve şükrünü bilen böyle bilir.
Bu yazı Genel içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.