BESMELE TEFSİRİ’NDEN İNCİ MERCANLAR

10881707_748901988519586_1250956665307581743_n
Allâhu Te’âlâ Rasûl’e; “Ya Muhammed! Eğer mü’minler beni evlerine davet eder, ağırlarlarsa ben de onları ağırlarım. Onlar bana gönül aynasını gösterirlerse, ben de perdeyi kaldırır, Cemâl’imi gösteririm” dedi.
Rasûl; “Ya İlahî! Sen yemekten içmekten münezzehsin. İnsanlar seni nasıl ağırlasın?” dedi.
Hakk Te’âlâ; “Ey benim habibim! Mü’minlere söyle, gönül evini tevâzuluk süpürgesiyle süpürsünler. Hırsın, cimriliğin, düşmanlığın, hainliğin ve kıskançlığın çerini çöpünü çıkarsınlar. Sonra kötü işlerinden dolayı pişman olsunlar. Pişmanlık suyuyla (gözyaşıyla) sulasınlar. Sonra deniz halısını (tevhîd, hakîkat seccadesini) sersinler. Muhabbet sofrasını döşesinler. Aşkları başlarından çıksın. Rızâ ve teslim, korku ve ümit yüzlerini tevekkül ve ma’rifet deniziyle, sabır bahçesinden yana açsınlar.
Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm ve de Lâ ilâhe illa’llâh’ı gönül okçusuna versinler de bana atsınlar. Ben de bu daveti kabul edeyim. Bir gün ve bir gece de üç yüz altmış kez onlara (sevap) vereyim.
Onların gönlüne girip, konuk olayım. Sonra ben de Firdevs cennetini onlara saray olarak tertip edeyim. Yetmiş bin kat döşek döşeyeyim. Nitekim Hakk Te’âlâ Kur’ân’da haber verir ki; Orada sıra sıra dizilmiş yastıklar, halılar vardır. Sonra izzet sofrasını döşeyeyim. Azamet muştusunun tahtı üstüne koyayım. Nitekim Kur’ân içinde haber verir. Cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedir, karşılıklı oturup yaslanırlar. Yine bir âyette de şöyle buyurur: Üzerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır.
Sonra micmere öd ve anber koyayım. Kokusu mü’minlerin burnuna gelsin. Nitekim Kur’ân içinde buyurur. Ona rahatlık güzel rızk ve Naîm cenneti vardır. Uçmakta öd, anber, tütsü var dedik. Cennette ateş yok ki nasıl tütsü olsun. Cevabı şöyledir ki yukarıdan arşın nûru, aşağıdan ferşin nûru olunca, aralarında öd ve amber kokusu olur. Hiç ateşe hacet kalmaz.
Nitekim mü’minin de çok günâhları vardır. Aşağıda ma’rifet nûru, yukarıda Hakk’ın tecellîsinin nûru vardır. Ma’rifet nûru ile tecellî nûru arasında mü’minin bütün günâhları, ateşe gerek kalmadan mahvolur.
Allâhu Te’âlâ Muhammed Mustafâ’ya; “Ya Muhammed! İsrâfil üç kez Sûr’a üfleyecek. İlk üflediğine, Nefha-i Sâika, derler. Nitekim Kuran’da buyurur: Sûr’a üflenince Allâh’ın diledikleri müstesnâ olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Yani o sâika (yıldırım) çaldığında göklerde felek, yerde ise hiçbir yaratılmış kalmayacak, hepsi ölecek. Yalnızca Allâh’ın diledikleri o Sûr’dan korkmayacak.
Sûr’un ilk çalışına nefha-i fezâ’ derler. Allah Kur’ân’da şöyle buyurur: Sûr’a üflenince Allâh’ın diledikleri hariç olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Yani İsrâfil Sûr’a ilk üflediğinde Allâh’ın dilediği kullardan başka, bütün yaratılmışlar korkudan yüzükoyun düşerler. Üçüncü kez çalışı kıyam (ayağa kalkma) çalışıdır.
Nitekim Kur’ân içinde buyurur: Sonra ona bir daha üflenince bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış, bakıyor. Yani Sûr’a üflediği an, bütün yaratılmışlar ayaklarının üzerine kalkıp bakarlar. Yıldızların nasıl parça parça olduğunu görürler. Dağların nasıl pamuk gibi atıldığını görürler. Cehennem nasıl kızarıyor, görürler. Zebaniler, kâfir ve âsîlere nasıl üşüşüyor, görürler. Terazi nasıl kurulur, görürler. Amellerinin kitabının nasıl olduğunu, görürler. Ata ve ananın, oğuldan kızdan nasıl yüz çeverdiğini görürler. Ateşin, kâfir ve günâhkârları nasıl karşıladığını görürler. Gökler nasıl çatlayıp parça parça olur bakarlar. Kâfirleri ve divleri (şeytanları) bir zincire nasıl bağlarlar, görürler.
Rasûl aleyhi’s-selâm bu korkunç durumu işitince; “Eyvah yazık! Ümmetimin çaresiz âsîlerinin durumu ne olacak. İlâhî! Bana Fâtıma tasası yok. Hasan Hüseyin tasası yok. Bana ümmetimin âsîleri gerek.” dedi. Allâh’a yakın olan şerefli melekler, Allâh’ın Rasûl’ünün inleyerek ağladığını görünce, O’na acıdılar ve Rasûl’e uyarak birlikte ağlaştılar.
Hakk Te’âlâ lütfuyla Rasûl’üne “Ya Muhammed! Sana ve ümmetine müjde olsun ki Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm’i nasip kıldım. Allâh adımın karşılığı olarak aklınız Sûr’dan korkmasın. er-Rahmân adımın karşılığı, Alıcı Sûr üfürüldüğünde, meleklerin (bile) öldüğü zaman onlar, benim arşımın gölgesinde, nûr kürsüsünde oturup benim nûrumu görmenin zevkinde olsunlar. er-Rahîm adımın karşılığı olarak, bütün yaratılmışlar tekrar dirildiği zaman ben kullarıma “Ey âşıklar, ey sâdıklar, ey Tâhâ ve Yâsîn ehli! Dünyâda yeterince durdunuz, şimdi hangi kapıdan isterseniz Cennetlere girin. Ben sizinim, siz benimsiniz, derim”, buyurur.
Hakk Te’âlâ Miraç gecesi Rasûl aleyhi’s-selâma üç deniz gösterdi. İlkinin adı Bahrü’l-Atâ, ikincisinin adı Bahrü’l-Cûd, üçüncüsünün adı Bahrü’s-Semâha idi. Rasûl o denizlerin büyüklüğüne baktı. Her bir denizin büyüklüğü bu dünyanın yetmiş bin katıydı. Gördü.
Sonra Hakk Te’âlâ; “Ey Muhammed! Sana şaşılacak bir şey daha göstereyim. Onu görünce hayret edesin” dedi.
Rasûl aleyhi’s-selâm “Gösterirsen yüz bin can ile göreyim” dedi.
Sonra Allâhu Te’âlâ; “Ey benim habîbim! O denizlerin yanına git ve bir kez Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm de” dedi. Rasûl aleyhi’s-selâm o denizlerin yanına gitti ve Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm dedi. “Allah” dediği an Rasûl’ün ağzından yeşil bir kuş çıktı. Atâ denizine doğru yöneldi. O denize varınca, o kuş dünya kadar büyüdü, denize daldı. Çok su kaldırdı, çıktı. Arşın altına gitti. Silkindi. Onun kanadından bin kez, bin damla nûr damladı. Hakk Te’âlâ damlayan her bir damladan bir melek yarattı. O meleklere emretti. “Gidin hizmetkârları alın, cennete varın Bismillâh diyen için kiminiz köşkler yapın, kiminiz bağlar bahçeler dikin, kiminiz ırmaklar düzün”. O andan (itibaren) o melekler ta kıyâmete kadar o işle meşguldürler.
er-Rahmân dediği an Rasûl’ün ağzından beyaz bir kuş çıktı. O Cûd denizine doğru yöneldi. O denize varınca o da dünya kadar büyüdü. Denize daldı, çıktı. Arşın altına vardı. Silkindi. Onun da kanatlarından dört yüz bin damla su damladı. O münezzeh Pâdişâh (Allâh) her bir damlasından bir melek yarattı. Onlara da aynı şekilde emretti.
Rasûl, er-Rahîm dediği an ağzından gök (mavi) bir kuş çıktı. Semâhat denizine yöneldi. O denize varınca dünya kadar büyüdü. Denize daldı. Arşın altında silkindi. Yetmiş bin damla su damladı. Allah her bir damlasından bir melek yarattı. Bunlara da kıyâmete kadar zikretmelerini emretti.
Rasûl aleyhi’s-selâm, bu Atâ’yı Cûd’ı ve Semâhat’ı görünce sevindi, mutlu oldu. “İlahî! Bu iyilik ve ihsân yalnız ben kuluna mı yoksa başkaları da ortak mı?” dedi. Hakk Te’âlâ; “Ya Muhammed! Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm’i ümmetine armağan et.” Şu gördüğün Atâ, Cûd, Semâhat hepsi imân ve itikatla Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm diyenlerindir.” dedi. Rasûl’ün gönlü mutlu oldu. Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm’i armağan getirdiğini müminlere müjdeledi. Hem de gördüğü güzelliklerin hepsini anlattı.
Sonra Rasûl aleyhi’s-selâm Miraç gecesi geri dönüp giderken, Cennet’e bakmadı. Allâhu Te’âlâ; “Ey Muhammed! Cennet susamış bir kuldur. Ona bak ki senin bakışının bereketinden Hakk Te’âlâ’nın izniyle O’nun da güzelliği ve lütfu artsın, yücelsin.”
Cennetlerin başı Firdevs’tir. Rasûl Firdevs içinde yürürken yeşil bir kubbeye rastladı. O yeşil kubbenin içinden dört ırmak çıkıyordu. Biri baldan, biri sütten, birisi sudan, birisi tertemiz içecekten (şerâben tahûr). Kubbeyi epeyce dolaştı. İçine girmek için yol bulamadı. “İlâhî! Bu kubbenin kilidinin dili nerededir?” dedi.
Allâhu Te’âlâ; “Ya Muhammed! O kubbenin kilidinin dili, senin katındadır.” dedi.
Rasûl; “O nedir?” dedi.
Allâhu Te’âlâ; “Ya Muhammed! O kapının kilidinin dili Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm’dir.” dedi.
Rasûl Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm der demez, kubbenin kapısı açıldı. Rasûl o kubbeden içeri girdi. Nûrdan yazılmış bir Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm’in bism’inin mim’inden bir ırmak aktığını, Allâh’ın he’sinden bir ırmak aktığını, er-Rahmân’ın mim’inden bir ırmak aktığını, er-Rahîm’in mim’inden bir ırmak aktığını gördü.
Hakk Te’âlâ; “Ya Muhammed! Sana ve senin ümmetine müjdeler olsun. Her kim sıdk ile ve itikatla Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm derse, bu dört ırmaktan onu kandırmayınca canını almayayım,” dedi.
 Hünkar Hacı Bektaş Veli
Bu yazı Genel içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.