CÖMERTLİK

10306726_676157882460664_3921699332506999318_n
BİRE ON
Bir dilenci, Hazreti Ali’den bir şeyler istedi. O da Hasan, Hüseyin Efendilerimizden birisine, “Annene git, kendisine verdiğim altı dirhemden birini al getir.” dedi. Giden, geri geldiğinde, “Annem onları un almak için sakladığını söylüyor.” dedi. Hazreti Ali, “Kişi kendi elinde bulunandan çok Allah’a itimat etmedikçe tam iman etmemiştir. Git, o paraların hepsini getir.” dedi. Hazreti Fatıma, bu sefer paraların tamamını yolladı. Hazreti Ali hepsini dilenciye verdi.
Bu hâdisenin üzerinden birkaç dakika geçmemişti ki bulundukları yere bir deve satıcısı geldi. Hazreti Ali, ona devenin kaç para olduğunu sordu, yüz kırk dirhem olduğunu öğrenince, “Paranı sonra almak üzere bana satar mısın?” dedi. Satıcı kabul etti ve devesini oraya bağlayıp gitti.
Biraz sonra birisi geldi ve devenin kime ait olduğunu sordu. Hazreti Ali, kendisine ait olduğunu söyledi. Adam, “Satar mısın?” diye sorunca, Hazreti Ali Efendimiz iki yüz dirheme adama sattı. Yüz kırk dirhemini deveyi satın aldığı adama verdikten sonra evine gitti. Biraz evvel altı dirhem aldığı Hazreti Fatıma’ya, altmış dirhem verdi. O, hayretle, “Bu nedir?” diye sordu. Hazreti Ali: “Allah Teala’nın, Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) vasıtasıyla ‘Kim (Allah’ın huzuruna) bir hayır ile gelirse, ona onun on misli verilir’ (En’am, 6/160) vaadinin neticesidir.” buyurdu.
Bu yazı Genel içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.