
Bir gün bir mümin babayla oğlu, Hz. Ali’nin evine geldiler. Hz. Ali onların ayağına kalktı, onları ağırladı ve onları evin baş tarafında oturtup kendisi de onların karşısında oturdu.
Daha sonra yemek getirmelerini emretti, yemek getirildiğinde; babayla oğul o yemekten doyasıya yediler.
Daha sonra (İmam’ın hizmetçisi) Kanber, ellerini yıkamaları için bir leğenle ibrik ve ellerini kurulamaları için de bir havlu getirdi.
Kanber, babanın eline su dökmekm için ileri gelince, Hz. Ali hemen ibriği onun elinden alıp kendisi onun eline su dökmek istedi.
Ama adam kendisini yere atarak şöyle dedi: “Ya Emir’el- Muminin! Allah beni görüyor, sen elime su dökmek mi istiyorsun!?”
Hz. Ali; “Kalk otur, elini yıka; Allah Teala seni de ve senden farkı olmayan kardeşini de görüyor…”
Nihayet adam yerden kalkıp İmam’ın onun eline su dökmesine razı oldu.
Hz. Ali; “Eğer Kanber eline su dökseydi, nasıl ellerini rahatça yıkayacaktınsa öylece rahat bir şekilde ellerini yıka” buyurdular.
Adam ellerini yıkadıktan sonra Hz. Ali ibriği oğlu Muhammed-i Hanefiyye’ye verip şöyle buyurdular: “Oğlum! Eğer bu oğul babası olmadığı bir zamanda yanıma gelmiş olsaydı mutlaka onun eline su dökerdim. Ama Allah Teala oğulla baba bir yerde olduklarında onların aynı seviyede olmasını istememektedir. Baba babanın eline su döktü, oğul da oğlun eline su döksün.”
Hz. Ali’nin bu sözü üzerine Muhammed-i Hanefiyye de oğlun eline su döktü.”
Allah’ım! Bizlere de o tertemiz Muhammed Mustafa (s.a.v.), Aliyyü’l-Murtaza (k.v.) ve Ehl-i Beyt’in ahlakından, edebinden ve güzel huylarından nasip et…
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.