Hz.Ali ile Hz.Fatıma’nın Yuvaları Huzur Doluydu

10455691_791645897578528_4403851288253251575_n
Hz. Ali ile Hz. Fatıma güler yüzlü ve hoşsohbetlerdi.  Zaman zaman birbirlerinden farklı düşündükleri oluyor, konuşmaları tartışma zeminine doğru kayıyordu. Bu tür durumlarda birbirlerini kırmama konusunda dikkat ediyorlar ve kelimelerini özenle seçerek konuşuyorlardı.
Ali ile Hz. Fatıma’nın hayatı, zühd, dünya zevklerinden uzak, sabır ve zorlukların yaşandığı bir hayattı. Dünyaya yönelseler belki zenginlerin en zenginleri olabilirlerdi. Ancak Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara sürekli zühd ve takvayı işaret ediyordu.
Hz. Ali de bu işarete uyarak, ailesini ihmal etmeden İslam’a adanan bir can oldu. O ne dediyse dediğinden ayrılmadılar ve onlar Allah Resûlü’ne insanlar arasından en sevgili olanlardan oldular. Günlerce aç kaldıkları olurdu da sabır ve şükürden başka bir şey yapmazlardı.
Çekilen geçim zorlukları, evdeki işlerin ağırlığı bir yana her zaman ön planda kanaat ve sabır vardı. Hz. Ali, evde eşinin ne kadar zorluklar içinde yaşadığını görüyordu. İçin için üzülüyor, onun sıkıntılarını hafifletmek için elinden geleni yapıyordu.
Onlar, yokluk ve yoksulluk için birbirlerini suçlamak yerine birlikte mücadele vermenin ve sabretmenin yolunu buluyorlar, olumsuzluklara takılmayı bir kenara bırakıp güzellikleri paylaşarak mutlu oluyorlardı.
Kadınlar için en hayırlı olan şey nedir?
Bir gün Allah Resûlü (s.a.v.), Hz. Ali’ye; “Kadınlar için en hayırlı olan şey nedir” diye sordu. Hz. Ali, soruya hemen o anda cevap veremedi. Ne diyeceğini bilemediği için sustu. Biraz sonra Allah Resûlü’nün (s.a.v.) yanından ayrılarak doğruca eve gitti. Olanları Hz. Fâtıma’ya anlatarak sorunun cevabının ne olabileceğini sordu. Hz. Fâtıma şöyle cevaplandırdı:
*Kadınlar için en hayırlı şey, mümkün olduğunca erkeklere görünmemek; erkekler için en hayırlı olan da onlara bakmamaktır, deseydin ya!
Hz. Ali sorunun cevabını öğrenince sevinç içinde geri döndü. Hz. Fâtıma’dan aldığı cevabı tekrarladı. Allah Resûlü (s.a.v.):
*Bunu sana kim öğretti, diye sordu.
Hz. Ali: Fâtıma, dedi. Mutluluğu yüzüne yansıyan Allah Resûlü (s.a.s.):
*Fâtıma benden bir parçadır, buyurarak kızını takdir etti.
Beni daha çok seviyor!
İkisi de güler yüzlü, şakacı ve hoşsohbetlerdi. Tatlı tatlı sohbet eder, çeşitli konularda mütaala ederek fikir alışverişi yaparlardı. Zaman zaman birbirlerinden farklı düşünür, konuşmaları tartışmaya kayardı. O zaman birbirlerini kırmamak için dikkat ederler, sözlerini özenle seçerlerdi. Nefislerini ön plana çıkarmazlar, fikirlerini yarıştırmak yerine hakikatin ortaya çıkmasına gayret ederlerdi. Düşüncelerini kabul ettirmek adına karşı tarafı kıracak kadar ısrar etmezlerdi. Yeri geldiğinde susmasını bilirlerdi.
Bir gün Efendimiz, Hz. Ali ve Hz. Fâtıma’nın yanına gitti. Evden içeri girdiğinde neşe içinde gülüyorlardı. Allah Resûlü’nü görünce toparlanıp edeben sustular. Efendimiz gülüştüklerini görmüş, bundan son derece memnun olmuştu. Onlara:
*Biraz önce niye gülüyordunuz? Beni görünce niçin sustunuz, diye sordu.
Hz. Fâtıma:Yâ Resûlallah! Ali bana; “Allah Resûlü beni senden daha çok seviyor” dedi. Ben de; “Hayır, beni daha çok seviyor” dedim. Bu konuda tartışıyorduk, dedi. Allah Resûlü tebessüm etti: “Ey kızım! Seni evlat sevgisinden dolayı ondan daha çok seviyorum. Ama Ali’nin benim yanımdaki değeri senden daha fazladır” buyurdu.
Bu yazı Genel içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.