ALEVÎ BEKTÂŞÎ GELENEĞİNDE SALAVÂT

11041823_788642874545497_8104548681204681247_n
Alevî Bektâşî erkânında, Hazreti Muhammed Mustafa’ya ve O’nun tertemiz Ehl-i Beyt’ine salavât getirmek önemli bir yer tutmaktadır.
Bunun en iyi örneğini Velâyetnâmeler’de görmek mümkündür. Bu eserler, kişilerin günlük olarak kullandıkları dil ve kavramlar, yaptıkları duâlar hakkında da bilgi vermektedir. Velâyetnâmelerde çizilen genel dînî yaşantı modeli, tabiî olarak bu eserlerin okuyucuları üzerinde de pedagojik bir etki meydana getirmektedir.
Meselâ; Demir Baba Velâyetnâmesi’nde, Akyazılı Baba ile karşılaşan dervişlerin, “Allahümme salli alâ seyyidinâ ve Nebiyyinâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed” dedikleri anlatılmaktadır. Eserde görüldüğü kadarıyla dervişler, Ehl-i Beyt’ten mübârek bir zâtı görmüş olmanın verdiği mutluluk ve sevinç ile “salavât” getirmektedirler.
Velâyetnâme’de Demir Baba’nın doğumu, salavâtla haber verilmekte; isminin salavâtla koyulduğu anlatılmaktadır. Herhangi bir olayın anlatımı bitirildikten sonra da salavât getirilmektedir. Bir “baba”nın posta oturması anlatıldıktan sonra salavât getirilmektedir. Salavât, mânevî haz alma duygusu ile ifade edilen, inancı tazeleyen sevinç cümlesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Salavât-ı Şerîfeler, Buyruklarda da geçmektedir ve Bektâşî geleneğinde salavât getirmenin oldukça önemli bir yeri olduğunu göstermektedir. Salavât getirilen kişilerin sırası, bütün Bektâşî kaynaklarında aynıdır: Salavâtların en önemli özelliği, salavât getirilen kişilerin özelliklerinin de ifade edilmesidir ki, bu durum pedagojik bir etki meydana getirmektedir:
Ravzasına Rasûl ü Yezdân’ın
İrdigünce tahıyyet ü selavât
Nesîmî, Dîvân’ının bir başka yerinde de şöyle söylemektedir:
Rûhunu Mustafâ’nın anıcağız
Vir salâtı ki şart ü âdettür
Dahî evlâdına selâm eyle
Ana gör kim sana saâdettür
Allah Rasûlü ile birlikte onun yakınlarına da salavât getirmek, Seyyid Ahmet Rıf’at Efendi’ye göre câizdir. O, bu görüşüne namâzda Ehl-i Beyt’e salavât getirilmediği zaman namâzın tam olmamasını delil olarak göstermektedir. Rasûlullah’ın evlatlarına sevgi duyduğumuzu göstermek amacıyla salavât getirildiği için, âhirette Peygamber’imizin şefaatine nâil olunacağını belirtmektedir.
Dört kaynaktaki salavât metinleri karşılaştırılarak, şöyle bir salavâtnâme metni çıkarmak mümkündür:
Allâhümme salli ve sellim ve zid ve bârik alâ nûr-i cemâl-i seyyidinâ ve seyyidi’l enbiyâi ve’l-mürselîn habîb-i Rabb’i Eşrefi’l-Verâ Muhammedi’l-Mustafâ.
Allâhümme salli ve sellim ve zid ve bârik alâ nûr-i cemâl-i seyyidinâ ve seyyidi’l-evliyâ ve delîli’l-esfıyâ, emîri’l-müctebâ, İmam Aliyyi’l-Murtazâ.
Allâhümme salli ve sellim ve zid ve bârik alâ nûr-i cemâl-i seyyidetinâ ümmi’l-mü’minîn ve seyyideti nisâi’l-âlemîn Hadîceti’l-Kübrâ.
Allâhümme salli ve sellim ve zid ve bârik alâ nûr-i cemâl-i seyyidetinâ, ümmi’l-mü’minîn, şemsi’d-duhâ, hayri’n-nisâ, Fâtımati’z-Zehrâ.
Allâhümme salli ve sellim ve zid ve bârik alâ nûr-i cemâl-i seyyidinâ, efdali’l-füdelâ ve eşrefi’ş-şürefâ İmam Hasan el-Müctebâ.
Allâhümme salli ve sellim ve zid ve bârik alâ nûr-i cemâl-i seyyidinâ, melcei’l-ğurebâ, hâdii’l-fukarâ İmam Hüseyin Seyyid-i şühedâ-i Kerbelâ.
Allâhümme salli ve sellim ve zid ve bârik alâ nûr-i cemâl-i seyyidinâ ve seyyidi’l-müttakîn ve mefhar-i ehli’l-yakîn İmam Zeynel Abidîn
Allâhümme salli ve sellim ve zid ve bârik alâ nûr-i cemâl-i seyyidinâ, nûri’l-bahir, ve cevheri’n-nâdir İmam Muhammed Bâkır.
Allâhümme salli ve sellim ve zid ve bârik alâ nûr-i cemâl-i seyyidinâ, bahri’l-hakâik ve kenzi’d-dakâik İmam Câfer-i Sâdık.
Allahümme salli ve sellim ve zid ve bârik alâ nûr-i cemâl-i seyyidi maksadi’l-azîm ve durreti’n-nazim İmam Mûsâ Kâzım.
Allâhümme salli ve sellim ve zid ve bârik alâ nûr-i cemâl-i seyyidinâ, sâhibi’l-haklı’l-kavîm, maliki’s-sırri’l-kadîm İmam Muhammed Nakıyyi’l-Kerîm.
Allâhümme salli ve sellim ve zid ve bârik alâ nûr-i cemâl-i seyyidinâ, merkezi’l-evtâd, sâhibi’l-irşâd İmam Aliyy’n-Nakıyyi’l-Cevâd.
Allâhümme salli ve sellim ve zid ve bârik alâ nûr-i cemâl-i seyyidinâ, hâmili’seyfi’l-haydar, rafii’l-livâi’l-Hayberi, İmam Hasan Askerî.
Allâhümme salli ve sellim ve zid ve bârik alâ nûr-i cemâl-i seyyidinâ, mişkâti’l-îman, seyyid-i ehli’l-irfân İmam Muhammed Mehdî, sâhibi’z-zamân, kutbi’d-deverân, bâdiyi’l-emn ve’l-emân, sâhibi’l-lutf ve’l-ihsân.
Allahümme salli ve sellim alâ men ittebeahüm ila âhiri’z-zamân birahmetike ya Rahîm ya Rahmân ya Kerîm ya Mennân.
Bu yazı Genel içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.