ŞAH HATAYİ
Pîr ve mürşidler (dedeler) yedi büyük ozandan birisi olan Hatâyî’den cemlerde sıkça söz ederler. Zâkir ve âşıklar onun deyiş, nefes ve düvâz-imâmlarını okurlar. Şah İsmail Hatâyî’nın doğum tarihi 17 Temmuz 1487 olarak kayıtlara geçmiştir. Babası Şeyh Haydar, annesi Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın kızı Alemşah Halime Begüm Sultan’dır.
Şah Hatâyî’nın Türkmen ve Seyit bir aileden gelmesi, Türk bölgelerinde Erdebil Ocağının bağlılarının olmasını beraberinde getirmiştir. Bu durum Safevî Devletinin kuruluşunda Şiîlikten çok Türklüğün ön plana çıkmasına da sebep olmuştur. Erdebil Ocağı’nın kökleri Şeyh Safiyüddün’e kadar dayanır. Şah Hatâyî’nin dedelerinden Şeyh Safiyüddün, 1334 tarihinde Erdebil’de ölmüş ve öldüğü yerin avlusuna gömülmüştür. Daha sonra gömütünün üstüne görkemli bir türbe yaptırılarak bağlılarının sürekli ziyâretgâhı haline gelmiştir. Hatâyî’nın soyu daha sonra şöyle gelmektedir. Hâce Ali Şah, Şah İbrahim ve Anadolu ve bölgesinde oldukça etkili olan ve Safevî devletinin çekirdeğini oluşturan ve aynı zamanda da Akkoyunlu Devletinin başı olan Uzun Hasan’ın damadı Şeyh Cüneyt. Şah İsmail Hatâyî, devletini kurduktan sonra sarayda kendi çevresini oluşturmuş, ne kadar sanatçı, bilim adamı, ozan varsa artık Safevî sarayının içinde toplanmıştır. Sarayda sık sık şiir okuma, atışma günleri düzenlenir. Saz ve söz, sarayın en vazgeçilmez unsurlarıdır. Şah İsmail, “Hatâyî” adını şiirlerinde mahlas olarak kullanmaktadır. Kısa sayılacak ömründe (37 yıl) Oğuz-Türk kültürünün ve birliğinin yaşaması için çırpınan Şah İsmail, bu alanın Hacı Bektaş’dan sonraki ikinci odağıdır. Onun hükümdarlığıyla birlikte Tebriz sarayında Türkçe şiir okuyanların sayısı günden güne çoğalmış ve adeta saray bir ozanlar evi haline gelmiştir.
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.