YİĞİTLERİN PÎRİ İMÂM ALİ BUGÜN ŞEHÂDET ŞERBETİNİ İÇTİ

10425022_844586078951176_7660514895714779769_n

Her kim ki sever cân ile Şâh-ı Velâyeti,
Hakk’ın anadır çünkim bilesin inâyeti.
Ali sevgisi bizim kültürümüzde kendisine öylesine bir yer edinmiştir ki, Anadolu topraklarında İslâm’ı ve Müslümanlığı Hz. Ali’siz düşünmek mümkün değildir.

Yiğit Anadolu insanı bir Ehl-i Beyt muhibbi olan Fuzûlî’nin Hadîkatü’s-Süedâ’sında yer alan şu çağrısına kulak vermiş gibidir: “Büyük, küçük bütün inananların Hz. Ali’yi sevmeleri farzdır. Bunun için Hz. Peygamber Allâhu Teâlâ’ya şöyle seslenmiştir:
Allâh’ım! Sen onunla dost olanın dostu ol! Ey! İlâhî lutfa kavuşmak isteyip, mahşerde kurtulmayı dileyen kişi! Sakın Hazret-i Murtazâ’nın düşmanı olma! Yoksa Allâh’ım! Ona düşmanlık edenin düşmanı ol! sözünden oluşan oka hedef olursun.
Haydar-ı Kerrâr, Sâhib-i Zülfikâr, Şâh-ı Merdân, Dâmâd-ı Nebî Hz. Ali kültürümüzü öylesine etkilemiştir ki, bu topraklarda doğan her çocuk ve genç, Ali gibi bir yiğit olmak ister. Çünkü kahramanlık türkülerinde, yiğitlik destanlarında hep onun adı vardır.
Anadolu fâtihi Seyyid Hüseyin Gâzî ve Seyyid Battal Gâzîler, Balkanlar fâtihi Sarı Saltuk ve Karacaahmetler onun cesaret ve şecâatini yaşadıkları zamâna ve mekâna taşımış Ali evlatlarıdır.
Varlığı ile kahramanlığı bütünleştirmiş milletimizin fetih ve gazâ menkîbelerinde Hz. Ali’nin mührü bulunmaktadır. Bu nedenledir ki Anadolu’daki hemen her evde mutlaka bir Ali, bir Haydar veya bir Merdân yaşar. Hz. Ali’nin ismini taşıyanlar onun gibi cesur, âdil, inançlı, ahlâklı, onun gibi dürüst ve bilge olmayı hayal ederler.
Fazîletnâme’lerde Şîr-i Hüdâ (Allah’ın arslanı) lakabıyla anılan Hz. Ali, Hz. Muhammed Mustafâ’nın en büyük yardımcısı, Allah düşmanlarının da en büyük düşmanıdır.
Şâh-ı Velâyet ve Sultânü’l-Evliyâ olan Hz. Ali Allah dostlarının Allah’a giden vuslat yollarında Hz. Peygamber’den sonraki en önemli duraktır. Anadolu’nun maneviyat merkezleri olan tekke ve dergâhlar, Hz. Ali’ye mal edilen ilm-i ledünün ve tasavvufun sürekli tüten ocakları olmuşlardır.
Cabbâr Kulu’nun anlam dünyasında Muhammed Mustafâ şerîatın, Aliyyü’l-Murtazâ tarîkatın öğreticisidir. Âşık Virânî’ye göre, Hz. Ali’ye duyulan sevgi, Allah’ın inâyetine sebeptir. Çünkü, velâyet kabzasını elinde tutan Hz. Ali, Allâh’a giden yolların öğreticisi olmuştur.
Bu nedenle Ali’yi sevenler, Allah’tan bir şey isterlerken Muhammed Mustafâ’nın ve Aliyyü’l-Murtazâ’nın yüzü suyu hürmetine istemişlerdir. Nâd-ı Ali’deki bi-nübüvvetike yâ Muhammed ve bi-velâyetike yâ Ali ifadesi,bu anlayışın bir yansımasıdır.
Milletimiz yetiş yâ Muhammed, yetiş yâ Ali cümlesiyle sıkıştığı, bunaldığı anlarda Muhammed-Ali’den yardım dilemiştir.
Hakk Teâlâ gerçeği İmâm Ali gibi görüp, bilip Allah aşkıyla hüü diyenlerden, kâmil mü’min olanlardan eylesin…
Gerçeğe hüü, mümine yâ Ali…
Bu yazı Genel içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.