TEMEL ALEVÎ BEKTÂŞÎ KAYNAĞI BUYRUKLARDA İNANÇ EĞİTİMİ

11127503_801719533237831_125933566658369710_n

Fotoğraf: El Yazması Bir Şeyh Safi Buyruğu Kitabının İlk Sayfaları
Buyruklar, Alevî Bektâşî yolunun başta gelen kaynaklarıdır. “Buyruk” kelimesi, “buyurmak” fiilinden türetilmiştir. Mutlaka yerine getirilmesi gereken tâlimatları içeren bu eserler, mürşidlerin yanlarından ayırmadıkları kaynaklardır. Başta İmam Ali Buyruğu olmak üzere, İmam Cafer Sâdık Buyruğu ve Şeyh Safî Buyruğu en yaygın olan Buyruklardır.
Derviş ve tâlibler üzerinde en etkili olan Buyruk, İmam Ali’ye ait olanıdır. Hz. Ali’nin teolojik görüş ve duruşunu, bu eserde bulmak mümkündür. Alevî Bektâşî yolunun menşei (kaynağı) olan Hz. Ali’nin ağzından inanç eğitiminin temelleri, İmam Ali Buyruğu’nda tespit edilmektedir:
Hz. Ali, İslâm inancının temellerini Buyruk’ta şöyle ifade etmektedir: “Şehâdet ederim ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. O’nun ortağı yoktur. Bir’dir. Şehâdet ederim ki, Muhammed O’nun kulu ve elçisidir.”
Kelime-i şehâdet olarak isimlendirilen bu ifade, Hz. Ali’nin inanç tercîhi hakkında kesin bir bilgi vermektedir. Hz. Ali’nin “kelâm” (îtikad, inanç) bilimi konusunda önemli bir kaynak isim olduğu bilinmektedir. Özellikle, “Allah’ın sıfatları” ve “kader” konularındaki görüşleri, kendisinden sonra gelenleri etkilemiştir. Ona ait şu ifadeler, nasıl bir Allah tasavvuruna sahip olduğunu gözler önüne sermektedir:
“Hamd Allah’a mahsustur. O, zevâli olmamak üzere herşeyden evveldir. Her şeyden sonra da O’dur. O’ndan başka her varlık âcizdir, zayıftır, kuvvetsizdir. O’ndan başka her bilgi sâhibi, bilgisini başkalarından elde etmiştir. O’ndan başka her duyan, uzaktan söylenilenleri işitmez. O’ndan başka her gören, gizli renkleri görmez…” “O’nu gözler apaçık göremez. Fakat gönüller, îman gerçeğiyle görür. O, herşeye yakındır. Fakat onlarla bitişik değildir. Herşeyden ayrıdır. Fakat onlara zıt değildir. Konuşur. Fakat, düşünerek, dille, damakla değil. Eşyâyı yapandır, yaratandır. Fakat, âletle değil. Büyüktür. Fakat, irilikle değil…”
Hz. Ali, bu cümleleriyle Allah’ın sıfatları ve insanların kâbiliyetlerini karşılaştırmalı olarak öğretmektedir. İfâdelerdeki pedagojik yaklaşım, ilk bakışta görülebilmektedir.
Şeyh Safî Buyruğu’nda “Allah’ın yokları var edici, ölmüşleri diriltici, hastalıkları iyileştirici her şeye gücü yeten bir Padişah olduğu” anlatılmaktadır. “O’nun, dertlere derman, hastalara ferman ve sıkıntıya düşmüşlere şifa olduğu” ifade edilmektedir. Bu ifadeler, Secde Sûresi 4. âyetiyle (Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden Allah’tır. O’ndan başka bir dostunuz veya şefaatçiniz yoktur. Düşünmüyor musunuz?) birleştirilmektedir. Buyrukta, bu âyetin metnini okumak, erkânın bir parçası haline getirilmiştir.
Evrenin ve insanın yaratılışı, Buyruk’larda sıkça işlenen bir konudur. İmam Cafer Sadık Buyruğu’nda Allah’ın önce kalemi, sonra levh-i mahfûzu, sonra melekleri, sonra Cennet’i, Cehennem’i ve en son olarak da Âdem’i yarattığı ifade edilmektedir.
Buyrukta duâların nasıl yapılacağı da öğretilmektedir. Geçen duâların özellikle başlangıçlarındaki münâcaat kısmı, Alevî Bektâşî yolunun Allah tasavvuru hakkında bilgi vermektedir. Sıkça tekrar edilen duâlar, kişilerin zihninde bir Allah tasavvuru oluşmasına da yardım etmektedir.
Mesela; bir duâda şu münâcaatta bulunulmaktadır: “Ya Rabb’im Sen’in Tanrı’lığın, Bir’liğin, Varlığın, Lütf’un, Kerem’in, İn’âm’ın, İhsân’ın, Kadîm’liğin, Hakîm’liğin, Azametin, Fazîletin ve İnâyet’in hürmeti hakkı için…”
İmam Cafer Buyruğu’nda îmânın tahkîkî ve taklîdî olmak üzere iki kısım olduğu anlatılmaktadır. Tahkîkî îmânın, “tâlibin gönlünün pâk olması, gönlünde gıll ü gış bulunmaması” olduğu ifade edilmektedir. Şevki Koca, îmanın taklîdî olmadığının anlaşılması için, o kişinin zor imtihanlarla karşılaşması gerektiğini ifade etmektedir. Sağlam bir inanca sahip olan kişi, başı koparılsa dahi inancından vazgeçmemelidir.
İmam Ali Buyruğu’nda Hz. Muhammed’in Peygamberliği hakkında şu ifadeler geçmektedir: “Allah, Muhammed’i -Allah’ın salâtı O’na ve soyuna olsun- kıyâmete delil, Cennet’e müjdeci, azabtan korkutucu olarak gönderdi.” “Şifâ veren öğütle, halkı düzene sokacak bir da’vetle gönderdi. İslâm’dan başka bir din arayanların kötülüğü meydandadır. Onun kutluluk bağları kopar, başaşağı düşer.”
“İslâm, direkleri sağlam, yapısı yüce, nûru aydınlatıcı, kudreti üstün bir dindir.” “Din Muhammed, îmân Ali’dir. Din ve îmânından dönmüş tâlib Allah, Muhammed ve Ali’den dönmüş sayılır. Böyle bir tâlib şerîatta kâfirdir. Tarîkatta kovulmuştur. Ma’rifette yoksundur. Hakîkatta dönektir… Tâlib Allah’tan yüz çeviremez. Muhammed-Ali sevgisini yüreğinden çıkaramaz.”
Şeyh Safî Buyruğu’nda tarîkatın kubbesi altı olarak sayılır. 1. Âdem aleyhisselam 2. Nuh aleyhisselam 3. Şit aleyhisselam 4. İbrahim aleyhisselam 5. Muhammed aleyhisselam 6. İmam Ali Böylece inançla ilgili hûsusların, bazı yerlerde direk ifade edilmekle birlikte, erkânın içerisine serpiştirildiği de görülmektedir.
Bu yolla daha etkili bir inanç eğitimi yapıldığını söylemek mümkündür. Yukarıdaki ifade de tarîkatın Peygamber inancı üzerine temellendirildiği ve onların örnek alınmasının tarîkat eğitimi açısından oldukça önemli olduğu vurgulanmış olmaktadır.
Fütüvvetnâme-i Ca’fer Sâdık’ta Peygamberler seyr ü sülûk ve dört kapı hiyerarşisine göre derece olarak yükselen makâm ve hâllerle özdeşleştirilmişlerdir. Tayyib-i nâib Âdem’dir. Âbid İdris’tir. Zâhid Îsâ’dır. Sâdık Eyyûb’tur. Râzı Mûsâ’dır. Şâkird Nûh’tur. Muhîb İbrâhîm’dir. Ârif Muhammed’dir.
İmam Cafer Sadık Buyruğu’nda Kur’ân-ı Kerîm’de adı geçen Peygamber’lerin hepsinin ismi sayılmaktadır. Bu da, Kur’an’da ismi geçen Peygamberlerin hepsine birden inanıldığını ve Peygamberlerin isimlerinin dervişler tarfından da öğrenilmesinin istendiğini göstermektedir.
Alevîlik Bektâşîlik, diğer sûfiler gibi, Peygamberlerin ahlâklarının derviş ve tâliblere öğretilmesini hedeflemektedir. Şeyh Safî Buyruğu’nda, sûfîliğin on yedi kimseden kaldığı ifade edilmekte ve Allah, dört büyük melek, Peygamberlerin isimleri ve Hz. Ali sayılmaktadır. Bir başka ifadeyle, Peygamberlere îman erkânla bütünleştirilmiştir.
Allah bizleri; “Gayb perdesi gözümden aralansa, imanımda bir artma olmaz. Ben Allah’ı bildim, gördüm; öyle ibadet ettim.” diyen İmam Ali gibi iman edenlerden eylesin.
Allah Allah, eyvallah hüü Dost…
Bu yazı Genel içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.