Gece…Muharrem’in onuncu gecesi…Gün boyunca bağrı kızan çöl, ay ve yıldızların şavkında parlıyor.
Aydınlık çölde nazlı nazlı akıyor Fırat. Fırat’ın ay ışığı vurmuş sularından yükselen bir havar türküsünü dinliyor Kerbela toprakları.
Fırat’ın yanık sesi duyuluyor sabaha değin. Fırat ağlıyor, Fırat hıçkırıyor, Fırat feryat ediyor;
“Fırat’ım ben… Fırat’ım ben… Ciğerleri yanan Ehl-i Bey’te bir yudum su veremedikten sonra bunca suyu ne edeyim ben.”
Gece…
Muharrem’in onuncu gecesi…
Çöl yanıyor…
Kerbela’da gam ve bela kol kola yürüyor, Kerbela’da kumlarla birlikte güller de yanıyor.
Kerbela’da kumlar aleve sarıyor…

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.