Kerbela, mazlum ile zalimin mücadelesidir

kerbela
 Muharrem ayı kuşkusuz İslam coğrafyası için en büyük acının tarihidir. Hz. Hüseyin ve 72 Ehl-i Beyt üyesi tarihte görülmemiş bir zalimlikle katledilmiştir. Hz. Hüseyin’in elinde oklanan Ali Asgar’dan Hz. Hasan’ın çocuklarına ve Ehl-i Beyt’in gençlerine akan kan Hz. Muhammed Efendimizin kanıdır. Hz. Muhammed Efendimiz’in hep boğazından öptüğü mazlum Hz. Hüseyin, başı gövdesinden ayrılarak katledilmiştir. Herhalde insanlığın ilk gününden bugününe bu kadar simgesel, bu kadar acımasız, bu kadar insanlık dışı bir katliam görülmemiştir. Ne zaman Kerbela’yı düşünsem; iyi ile kötünün, haklı ile haksızın, mazlum ile zalimin mücadelesi en anlamlı hali ile ruhumu kaplar. Yezid’in benliğinde kötülük ve zalimlik Hz. Hüseyin’in benliğinde iyilik ve mazlumluk vücut bulmuştur. Bu vücut bulma o kadar içselleştirilmiştir ki Anadolu’da Alevi ya da Sünni vatandaşlarımız için Yezit ismi lanetlenmiş ve ne mutludur ki hiç bir çocuğumuza isim olarak verilmemiştir. Bu bile Anadolu insanının Hz. Muhammed Efendimiz ve ailesine yapılan bu büyük zalimlik karşısında ne kadar doğru bir yerde durduğunun göstergesidir. Gerçek İslam’ı arıyorsak bu noktayı asla görmezlikten gelemeyiz.
Ehl-i Beyt gemisine binmeyen kimse Allah katında kurtuluş beklememelidir. Ehl-i Beyt tanımı Hz. Muhammed Efendimiz tarafından yapılan ve kutsallığını bu tanımdan alan mazlumluğun ismidir. Hz, Muhammed Efendimiz, “Ali’nin kanı kanımdandır, canı canımdandır, teni tenimdendir, ruhu ruhumdandır, Ali ile biz bir nurun ikiye bölünmüş parçalarıyız.” dedikten sonra “Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır.” diyerek Ehl-i Beyt’in masum ve kutsallığının altını çizmiştir.
Her yıl Muharrem ayı yaklaştığında 2 duyguyu yaşarım. Birisi Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt’in yaşadığı bu büyük zalimliğe öfkedir. Diğeri bu büyük zalimlik ve katliamdan kurtulan İmam Zeynel Abidin’in şahsında Hz. Muhammed Efendimiz’in kanının günümüze kadar ulaşmasına şükür. Oruç tutmak, yas çekmek, susuz dudakların çatlaması, yüreğimizin içine dolan zalimlik karşısındaki mazlumluğun evrensel aydınlığı ruhumu yıkar. Aslında aşurenin anlamını da burada aramalıdır. Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt’in acısına duyulan üzüntü ile İmam Zeynel Abidin’in yaşamasına duyulan mutluluk Aşure’de anlam bulur.
Bu yazı Genel içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.