Hz. HATİCE (R.A.)

10012619_10152241337984693_807370899_n
İnsanlığın yükünü omuzlamış birine eş olmak kolay mıdır? Kasıklarında ta kıyamete kadar gelecek ümmetinin sancısını taşıyana… Babasını hiç görmemiş, annesinden 6 yaşında öksüz kalmış, amca himayesinde büyümüş bir yetime hayat arkadaşı olmak…
Peygamberliğini ilan ettiğinde taşlanan, horlanan, başına işkembe konulan, dövülen, tecrit edilen,  ve kavmi tarafından dışlanan birine…
Bütün malını hatta canını Allah yolunda biricik eşinin kutsal davası için infak etmek kolay mıdır? Kolay mıdır o günün inanç sistemini temelinden sarsacak tevhit akidesini tebliğ eden Allah Resul’ünü tasdik edip yaninda durmak. Daha ilk gününden; Hz. Cebrail’in Alak suresinin ilk dört ayetini vahiyle getirdiğinde, Muhterem Nebi’nin (sav) bana neler oluyor deyip, kendisinden korktuğunda “Öyle deme! Yemin ederim ki Allan(c.c) hiçbir zaman seni utandırıp üzmez. Çünkü sen akrabanı gözetirsin, doğru konuşursun, işini görmekten aciz kimselerin elinden tutarsın, yoksulları kayırırsın, misafirleri ağrılarsın ve haksızlığa maruz kalanlara yardımcı olursun.” deyip kıyamete kadar gelecek ümmetin birincisi olma ve bunun yükünü ve sorumluluğunu ölene kadar yaşayip yarım kefenle mezara girmek kolay mıdır?

Nitekim vahiyle müekkel melek ilk ayetleri getirince ilk onun dudaklarından dökülmüştü kainatın sırlarını açan mukaddes kelime; “Allah’a yemin ederim ki sen Allah’ın Resul’üsün!”
Hicretten 3 yıl kadar önce 19 Ramazan’da (19 Nisan 620) vefat ettiğinde rahat olmayan ama 25 yıl süren huzurlu bir evlilik yaşamış ve yaşatmıştır. Allah Resul’ünün (sav),  İbrahim hariç bütün çocuklarına anne olma şerefiyle şereflenmiştir… Kıyamete kadar gelecek bütün evliyanın annesi olma payesiyle payelendirilmiştir.

Efendimiz, O’nun vefatından sonra da  O’nu hiçbir zaman unutmamıştır. Evde kurban kesildiğinde O’nun eski arkadaşlarına da göndermiş… Hz. Aişe Validemizin “ölüp gitmiş kadını niye hâlâ anıp durduğunu”, üstelik Allah’ın kendisine ondan daha hayırlısını verdi” deyince Hz. Aişe’nin kendini ondan üstün göstermesini tasvip etmemiş: “Hayır Ya Aişe! Davama kimse inanmadığı günlerde, halk beni hor ve hakir gördüğünde,.yalanladığında O tasdik etmişti. Hiç kimsenin bir şey vermediği dönemde O, İslam davasını malıyla destekledi ve bütün çocuklarımın annesi oldu. “diye vevap vermişti.
Gönüllerin fethinin remzi olan  Mekke fethedilmişti. Tüm sahabeler Allah Rasulü’nün Mekke’de geçici olarak kalacağı yeri merak ediyor herkes evine davet ediyordu. O (sav) doğup büyüdüğü, evlendiği,çocuklarını büyüttüğü Ebu Talip mahallesinden geçerken hatıralarını tazeledi.
Hz Hatice (ra) ile yaşadığı evin metruk halini görünce hüzünlendi ve dudaklarından  “Akil bize ev-bark mı bıraktı” cümlesi döküldü.
Mekke’nin yukarısına dogru arkasında binlerce sahabeyle hüzünle  yürüyordu. Mekke mezarlığının bulundugu  Hacun mahallesine ulaşınca kalacağı çadırın Hz Hatice (ra) annemizin mezarının yanına kurulmasını emrettiler.
Vefa âbidesi vefasını göstermiş ve ömrünü  davasını anlatsın diye vakfeden biricik  eşini unutmamış ve 14 gün kadar burada kalmıştı.

Kutlu Anam… Şimdi cennetin kendisine kavuştuğu mübarek eş!  Verdiklerine ve katlandıklarına bedel şimdi Allah Rasulu (sav) ile berabersin…
Ne büyük saadet…
Ömrünü, malını ve canını verdin; ama   Sevgililer Sevgilisi’nin (sav) gönlünü aldın.

Sen şimdi dünyanın dört bir tarafina yayılmış ümmetinin  kalbinde, kizlarinin isimlerinde, rengarenk tenlerde ve farklı coğrafyalarda isminle ve anneliğinle yaşıyorsun.

Şefaatinden mahrum eyleme..
Bu yazı Genel içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.