Diriliş Abidesi Seyyide Zeynep

10306726_676157882460664_3921699332506999318_n

Konumu, İslam tarihi ve insanlık açısından oldukça önemli biridir Hz. Zeynep. Dedesi Allah Rasulünden gelen asaletin, babası imam Ali’den gelen belagatin, annesi Hz. Fatima’dan gelen iffet ve ismetin, abisi İmam Hasan’dan gelen metanetin ve diğer abisi İmam Hüseyin’den gelen secaatin tezahürüdür Seyyide Zeynep..!

Hz Zeyneb`i iyi anlamak icin önce Kerbelayı, sonra İmam Hüseyin’in kıyamını iyi anlamak gerek. Peki neydi Kerbela?
Kerbela;  topraklarının acı, bela, hüzün ve kanla yoğrulduğu beldenin adıydı. İyi niyet ve çabaların fayda etmediği; nefsin, menfaatin, arzu ve isteklerin iyiliğe, hakka, adalet ve doğruya zahiren galebe çaldığı ve bunun her zaman olabileceğini gösteren bir imtihandı.
Kerbela, haksızlıklar karşısında ölümü göze alarak, hakkı ve adaleti ikame etmek için ortaya konulan asil duruşun ve onurlu mücadelenin sergilendiği yerin adıydı.  Mal, mülk, makam ve iktidar hırsının nelere mal olacağının ve insanlara neler yaptıracağının göstergesiydi.
Kerbela, kendisi gibi düşünmeyenlere hayat hakkı tanımamanın, haksızlık ve adaletsizliğe boyun eğip itaat etmeyenlerin canlarının ve kanlarının helal sayıldığı olaydır.
Kerbela davet edip kucak açtıklarını söyledikleri, efendimizin bir parçası olan İmam Hüseyin ve Ehl-i Beyte reva görülen zulüm karşısında, Kufelilerin „Dur! Bu kadar da olmaz“ demeyip seyirci kalmalarına, haksızlık karşısında susarak dilsiz şeytanlık yapmalarına şahit olan coğrafyadır.
Kerbela, müslümanların vicdanında derin izler bırakmış; aradan onca zaman geçmesine rağmen bugün de müminlerin içini kanatan ciğersuz bir hadisedir. O çoğu zaman hakkında konuşmaktan çekindiğimiz ve hatırlayınca içimizi burkan bir acıdır. Mutedil bir dil ile günümüze aktarılması ve ibret alınması gereken bir vakıadır.
Peki İmam Hüseyin’in kerbelaya gelip bunları yaşamasının amacı neydi? Onu da kendisinin Medine’den ayrılırken kardeşi Muhammed Hanefi’ye bıraktığı vasiyetnameden öğreniyoruz: „Ben Simdi Medine’den ayrılmak üzereyim. Ben Hükümdarlık etmek, makam ve mevki ele geçirmek için değil ancak Maruf-u emr ve Münkerden nehy (iyiliği emredip kötülükten sakındırmak),  müslüman toplumun ıslahı ve dedemin sünnetini diriltmek icin kıyam ediyorum. Her kim bana karşı gelirse ve dinden yüz çevirirse Allah onlarla bizim aramızda hüküm verinceye dek sabreder beklerim.. Şimdi benliğim ortada, hak ve hakikat için kıyam da ortada, ilahi başarı da…“
İşte görüldüğü gibi hayatını züht ve takva dairesinde geçiren İmam Hüseyin hiç bir zaman menfaat ve saltanat peşine düşmemiş ve böyle bir beklentisi de olmamıştır. O hayatıyla bizlere sırf Allah rızası istikametinde, Hakk’ın ve adaletin yerini bulması için nasıl bir duruş sergilenir göstermiş; hak ve adalet adına ayakta durmanın bir modeli ve örneği olmuştur ve şahadetiyle Yezid ve onun gibi kendini bilmez zalimlere üstün gelmiştir.
Kerbela da şehid olmak ne kadar zorsa,   ailesinin bir kişi hariç bütün erkeklerinin tek tek öldürüldüğünü müşahade etmiş birisi olarak Emevi zulmünün altında hayatını devam ettirmek de o kadar zor olsa gerek.
İmam Hüseyin’in isminin ölümsüzleştiği ve Hakk icin ne denli bir kıyam verileceğinin simgesi olan bu olayın ardindan seyyide Zeyneb’in kiyami baslayacaktir. Kardesini, yegenlerini, cocuklari ve bütün sevdiklerini kerbela cölünde kan ve revan icinde yitiren seyyide Zeyneb’in kiyami da kardesininkini aratmayacaktir.
Seyyide Zeyneb’in kiyami kerbelada baslar.  Eli kanli zalimler hasta oldugundan dolayi savasamayan imam Zeyneabidin’i öldürmek isterler ama o müsade etmez. Daha sonra geride kalanlarla birlikte kufeye götürülür o esnada Seyyide Zeyneb’i ve beraberindeki masumlari gören Kufeliler aglamaya baslar. Onlari susturan ve aglamalarinin daha da artmasina sebet olacak cok etkili bir konusma yapar. Daha sonra Kufe valisinin huzurunda onu alt edecek müthis ifadelerle kiyamina devam eder. Kiyamin finalini ise Yezid‘in sarayinda Sam’da yapar. Herkesin konusmaya cekindigi bir ortamda bütün gercekleri Yezid’in sarayinda ve onun yüzüne karsi söyler.
Iste Seyyide Zeyneb, Sam’daki bu kiyamindan sonra Medine’ye geri gönderilir. Daha sonra Misir’a hicret etmek zorunda birakilir…! Ve gittigi yerlerde ve konustugu bütün insanlara kerbela hadisesini ve daha sonra yasananlari bütün ciplakligiyla anlatir.
Ve biz Seyyide Zeynep sayesinde islami hilafetin yerini alan saltanatin, sapma ve yozlasmanin karsisinda bir müslümanin nasil tavir almasi gerektigini ögreniriz. Yezid’e ve zamanin tüm yezitlerine karsi Hüseyinlerin ve Zeyneplerin karsi koyuslarinin siniri yoktur. Büyüklük tüm  sorumluluk bilincinin dünyevi cikarlarin üstünde tutularak son noktaya dek dayanabilmektir.
Bu kavrayisin ve sahiplenisin yayginlik kazanmasi icin verilen bir mücadele destaninin kadin kahramanindir Hz. Zeyneb. Onun gibi, zalimlere karsi susmadan ve korkmadan konusan kadinlarin az olmadigini göstermistir tarih ve gösterecektir de…
Dualarimiz onlar gibi olmak dilegiyle
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.