Hazreti Hüseyin zalimlere boyun eğmemiştir

1282196036_imamlarimiz-300x208
Muharrem ayı, hem Sünniler hem Aleviler ve Şiiler için kutlu bir aydır. Efendimiz Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde, Muharrem ayının onuncu yani aşure gününde oruç tutulduğunu öğrenince ashabına da oruç tutmalarını söylemiştir. Fakat Hazreti Hüseyin’in şehit edilmesinden sonra Muharrem çok daha büyük bir önem kazanmıştır. Muharrem bize hem aşure orucunu hatırlatıyor hem de Hazreti Hüseyin’in şehadetini. Dolayısıyla Şiiler kadar olmasa bile Sünniler de Muharrem ayına çok önem verirler.
Bence Muharrem ayının bir başka fazileti hem Şiiler ile Sünniler hem de Aleviler ile Sünniler arasında bir yakınlaşma vasıtası da olabilir. Hem Sünni dünya hem Şii-Alevi dünya Muharrem ayına önem verirken, oruç tutarken Hazreti Hüseyin’i, Hazreti Hüseyin’in mücadelesini, davasını niyaz ederken ortak bir noktada da buluşmuş oluyorlar. Son zamanlarda Muharrem ayına Sünnilerin de ilgi göstermesi Alevi vatandaşlarımızın veya Şiilerin anma toplantılarına gitmesi mezhepler arası yakınlaşma ve bir arada yaşama açısından son derece önemli.
Muharrem, birlikte yaşamanın vesilesidir

Bu sene Ehlibeyt Vakfı’nın toplantısına, iftarına katıldım. Orada Abdullah Gül başta olmak üzere çok sayıda değişik siyasi görüşlerden, sivil toplum kuruluşlarından, medyadan temsilciler vardı. Oraya katılmamız Alevi kardeşlerimiz tarafından sevgiyle karşılandı. Hoşnut oldular. Bir arada yaşamamız için ciddi bir engelin olmadığını gördük. Balkanlar’dan Bektaşi tarikatından insanlar gelmişti. Onlarla tanıştık. Muharrem’i bir arada yaşamanın vesilesi olarak kullanmak gerekir diye düşünüyorum. Hem bir yandan Muharrem orucunu tutarken sevap kazanırız hem de diğer yandan ümmetin birliği yönünde de bir adım atmış oluruz. O açıdan Muharrem’e önem vermek gerekir.
Alevilerin Muharrem ayını matem olarak görürken Sünniler o ayda yaşananlar açısından daha farklı görüyor. Bu bir gelenektir yani. Şii ve Alevi tarihinde Muharrem matem ayı olarak kabul edilir. Hazreti Hüseyin için yas tutulur, ağlanır. Sünniler daha soğukkanlı bakarlar olaya. Şiiler ve Aleviler Hazreti Hüseyin’in yasını tutarken Sünniler de Hazreti Hüseyin’in mücadelesi, davası üzerinde düşünmelidirler. Yılmadı, direndi, bile bile şehadete gitti. Kerbela’da çölün ortasında 72 kişi, bunlar Efendimiz’in soyundan gelen Ehlibeyt’tendi.  Zalim bir iktidar tarafından katledildiler. Sünniler de işin bu siyasi, sosyokültürel boyutu üzerinde düşünürlerse böylelikle Hazreti Hüseyin davası da tarih boyunca canlı tutulmuş olur. Bu açıdan birisi matem tutar öbürü tefekkür ederken ortak nokta Hazreti Hüseyin’in şehadeti, direnci, Ehlibeyt’in doğru bir istikamette ilerlemesi, zulme, haksızlığa hiçbir zaman pirim vermemesidir. Ortak payda o olabilir.
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.