Mehtaplı bir Mah-ı Muharrem…
Ay ışığı vurmuş serin sulardan yükselen havar türküsünü sabaha değin dinleyen Kerbela topraklarında şafak söküyordu.
O gece “söyletmeyin beni yaram derindir, Fırat’ım ben… Fırat’ım ben… Ciğerleri yanan Ehl-i Beyt’e bir yudum su veremedikten sonra bunca suyu ne edeyim ben.” diyerek sabaha kadar ağladı, sabaha kadar hıçkırdı durdu fırat;
Çadırlarda, su! su!’ diye inleyen çocuklar Fırat’ın aydınlık şırıltılarını duyuyor, kulaklara dolan şırıltılar anaların yüreklerini yakıyordu.
View original post 814 kelime daha
