Fazîletnâme’lerde Şîr-i Hüdâ (Allah’ın arslanı) lakabıyla anılan Hz. Ali, Hz. Muhammed Mustafâ’nın en büyük yardımcısı, Allah düşmanlarının da en büyük düşmanıdır. Şâh-ı Velâyet ve Sultânü’l-Evliyâ olan Hz. Ali Allah dostlarının Allah’a giden vuslat yollarında Hz. Peygamber’den sonraki en önemli duraktır.
Hz. Ali, Muhammed Mustafâ’nın ilminin vârisi ve Allah’ın sâdık sırrıdır. Fütüvvet ilminin hazînesi, Hz. Peygamber’e vahyedilen Furkân-ı Kerîm’in koruyucusudur. Fuzûlî “Hz. Ali niçin bu kadar üstündür?” diye bir soru sorulsa, “Peygamberlerin şâhı Hz. Muhammed’e bağlı olduğu için…” diye cevap verilir, demektedir.
Hz. Ali, Allah ilminin hazînesidir. Tasavvufî anlayışa göre; Allah ilmi, tevhîd (Allah’ın birliği) gerçeğidir.
Ali Ulvi Baba, Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır hadîsini Kur’an’ın tefsîr ve te’vîli konusuna uyarlayarak;“Muhammed Mustafâ Medîne-i tenzîldir, Aliyyü’l-Murtazâ bâb-ı te’vîldir.” şeklinde ifade etmiştir.
Seyyid Hüseyin Gaybî Hz. Peygamber’in Hz. Ali’ye hitaben; “Yâ Ali! Sen bu ümmetin yiğidisin” dediğini aktardıktan sonra, Şerhu Hütbeti’l-Beyân’ın bütününde anlattığı Ali’nin fütüvvet ahlâkının esaslarını sıralamaktadır.
Bunlar: “Büyüklere hürmet, gençlere nasîhat, çocuklara şefkat ve himmet, zayıflara merhamet etmek. Dervişlere karşı cömert, âlimlere karşı saygılı, zâlimlere karşı güçlü olmak. Hakk’a karşı tazarrû ve ibâdet, nefisle mücadele, insanlarla sulh, hevâ ve hevesle muhâlefet içerisinde bulunmak. Halkın cefâsına karşı tahammülle, düşmana da hilm ile karşılık vermek…”
Allâh’ın Arslanı Hz. Ali, zulüm ve haksızlıklara karşı sonuna kadar mücadele eden çetin bir savaşçı olduğu kadar, miskin (fakir)lere, yetimlere, kölelere karşı sofrasını, yüreğini açık tutan bir şefkat ve merhamet insanıdır.
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.