BİR ALEVİ AİLENİN MUHARREM’İ

kerbela
Ehl-i Beyt sevdalıları evlerinden daha dün cenaze çıkmış gibi. Muharrem ayının ilk 12 günü siyah giyinmeyi tercih ediyorlar mesela. Herhangi bir canlıya zarar vermek, traş olmak, aynaya bakmak, kahkaha atmak ve kana kana su içmek bu ay yapılmaması gerekenlerden birkaçı.

Muharrem ayı ve Kerbela hadisesi bütün Müslümanları derinden etkileyen hadiselerden biri. Hz Hüseyin’in de aralarında olduğu 72 kişinin şehadetinin acısını derinden hisseden Aleviler, Muharrem ayını matem ayı olarak kabul ediyor. Muharrem ayının ilk 12 gününde baştan aşağıya siyah giyinmeyi tercih eden Ehl-i Beyt sevdalılarının evlerinde yas havası esiyor. Gülmeyi kendilerine yasak sayan, ‘evlerimizden sanki cenaze çıktı’ diyen Alevilerin bu günleri nasıl değerlendirdiğini, nelere dikkat ettiğini öğrenmek için kapılarını çaldık. Şaşaadan ve gösterişten uzak hanelerin duvarlarında Hz. Ali ve Hacı Bektaş-ı Veli’nin portresi yer alıyor. Sadeliğin ve sükûnetin hâkim olduğu evlerde tanrı misafirleri baş tacı ediliyor.
Esenyurt’ta bir çocuk sahibi Gül çiftine konuk oluyoruz. Evinin altında kendi mobilya atölyesi olan Doğan Gül karşılıyor bizi. 3 yaşında Hasret isimli bir kızı olan Doğan Bey, gelmemizden dolayı mutluluk duyduğunu dile getiriyor. Babası vefat ettikten sonra annesi Zeynep Gül kendisinde kaldığından, bunun en büyük bereket ve huzurları olduğundan bahsediyor. 20 yıllık hayat arkadaşı Fatma Gül ise köylüsü. Annesinin aracılığıyla evlendiklerinden bahseden Doğan Gül, 18 yıl aradan sonra kızlarının dünyaya gelmesinden mutlulukla bahsediyor ve elleri kınalı evin içinde koşturan küçük Hasret’ten ‘evin neşesi ve gerçek sahibi’ olarak bahsediyor. 60 yaşındaki anne Zeynep Gül, Malatya’da doğmuş, 14 yaşından beri İstanbul’da yaşıyor. Doğan Bey(41) ve Fatma Gül Hanım(36) ise İstanbul’da doğup büyümüşler. Gül ailesinin 24 saatini nasıl geçirdiklerini, Muharrem ayında neler yaptıklarını konuştuk.
 ‘METROPOLLERDE YAŞADIĞIMIZ İÇİN    İNANÇLARIMIZI YERİNE GETİREMİYORUZ’
Doğan Gül sorularımızı yönelttiğimizde “Cennet anaların ayakları altındadır.” hadis-i şerifini hatırlatıyor ve ilk önce sözü eşine bırakıyor. Erkeklerin de kadınlar kadar evde hizmet etmesi ve çalışması gerektiğinden bahsediyor. Muharrem ayının sosyal ve içtimai hayatı baştan sona etkileyen bir hadise olduğuna değinen Doğan Gül, İslamiyet’in haram ay dediği şu günlerde Hz. Hüseyin ve 72 yareni için yas tuttuklarını anlatıyor. Diğer ev halkı gibi baştan aşağıya siyah giyinmiş olan Gül, nasıl oruç tuttuklarını anlatıyor. Sadece fiziksel bir açlıktan bahsedilmediğini dile getiren Gül şunları kaydediyor: “Fiziksel aç kalmanın yanı sıra ruhen, aklen gözle, her uzva oruç tutturulur. Bizim öğretilerimize göre yılın her günü böyle olması gerekir ama bu günlerde özel bir çaba sarf ederiz. Oruç, bir gün öncesinden niyet edip ertesi gün akşama kadar hiçbir şey yememek, akşam gökteki kızıllığın kaybolduğu andan itibaren oruçlarımızı açmak anlamındadır. Orucumuzu açtıktan sonra da belli yasaklarımız devam eder. Bu ayda aynaya bakmak, tıraş olmak uygun değildir ama metropol de yaşıyor, devlet dairelerinde çalışıyoruz. İnançlarımızı yaşamakta zorlanabiliyoruz.”
Doğan Gül, oruç tutmak kadar açmanın da belli kuralları olduğundan bahsediyor. Evlerinden birkaç sokak ötede bulunan cemevine gidip oruç açtıklarını anlatan Gül, “Her dem olmaktır mesele.” diyor. Cemevinde, birlik beraberlik içinde aynı masaya oturmanın önemine vurgu yapıyor. Gül, “Hz. Hüseyin makamında birlik olmaktır amacımız. Akşam oruç açmak için lokmalar hazırlanır. Gelen canlara ikram edilir ve ardından dedemizin duaları, mersiyeleriyle ibadetlerimizi yaparız.” diyor. 15 gün oruç tuttuklarından bahseden Gül, Matem Oruçlarından 3 gün önce Masumu Paklar orucu tuttuklarını anlattı. Masumu Paklar orucunu duygulanarak dile getiren Gül; “Kufe halkı biat etmek için İmam Hüseyin’i sürekli davet ediyordu. İmam Hüseyin amcasının çocuğu Müslüm bin Akil ve iki çocuğunu bu davetlerin doğru olup olmadığını öğrenmek için Kufe’ye gönderdi. Yezit ve taraftarları bunun haberini alınca Müslüm bin Akil ve sabi iki çocuğunu şehit etti. Bu acı olay üzerine oruç tutarız.” dedi.
Masumu Paklar’dan sonra Matem oruçlarını tuttuklarını anlatan Gül, 13. günde aşure yapıp komşulara dağıttıklarından bahsetti. Aşure gününde aynı zamanda Kerbela’dan kurtulan tek erkek olan Hz. Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin için kurban kesilip komşulara dağıtıldığını kaydetti. 12 gün boyunca cemevine gittiklerini ve sadece dualar edip mersiye okunduğunu anlatan Gül, saz çalmaktan, semah dönülmesinden kaçınıldığını söyledi.
“Muharrem’de soğanın başını bile kesmeyiz”
Muharremde soğan, elma başını bile kesmekten kaçındıklarını anlatan evin annesi Fatma Gül, ellerine bıçak almaktan uzak durduklarını söylüyor. Muharrem ayı gelmeden önce kesilecek sebze, meyveyi hazırlayıp poşetlere koyduğunu aktaran Gül, bu ayın tam bir hazırlık içinde karşılandığını belirtiyor. Oruç açarken sofralarında mütevazılığın yaşandığını anlatan Gül, “Rızkımız neyse sofraya koyarız. Çorba ve bir yemek yapılır ama gösterişin abartının masalarımızda yeri yoktur. Et kaynamaz tencerelerimizde. Bir cana kıyılmaz. Yumurta bile civciv çıkabilir diye yenmez.” diye anlatıyor.
Kerbela’da Hz. Hüseyin ve 72 yareni susuz bırakıldığı için 12 gün boyunca su içmediklerini aktaran Gül, “Bu günlerde saf su içilmez. İmam Caferi Sadık’ın saf su içmemek için oruç açarken gelen suya bir avuç toprak attığını biliriz. Ancak vücudun hakkı var üzerimizde su ihtiyacımızı ayran, açık çay, çorba ile gideririz.” diyor.
“Nefsine uyup kahkaha atma,
Kerbela’da yatana baksana”
Anne Zeynep Gül, Muharrem ayında düğün, nişan gibi eğlencelerin yapılmadığını söylüyor. Muharrem ayının tam bir matem içinde geçtiğini anlatan Zeynep Gül, “Annemi, babamı, eşimi kaybettim. Öldüler ve biz onları gömdük ama bu acı İmam Hüseyin’in susuz bırakıldığı, mübarek başının gövdesinden ayrılması ve bu zulüm hep yaşıyor. Sanki her Muharrem’de evimizden cenaze çıkıyor.” diye aktarıyor. Mateme yakışır şekilde evde davranmak gerektiğini anlatan Gül, kahkaha attıklarında babasının şu sözü söylediğini aktarıyor: “Nefsine uyup kahkaha atma, Kerbela’da yatan Şah Hüseyin’e baksana.”
Komşuluğun ve misafirperverliğin önemine dikkat çeken Zeynep Gül, barış kardeşlik zamanı olduğunun altını çiziyor. Aşure yaptığında ilk Sünni komşularına götürdüğünü anlatan Zeynep Gül, “Onlar da Kur’an okur bizi çağırırlar. Sen, ben yok.” diyor.
Bu yazı Genel içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.