Hz. Muhammed (s.a.v.)’in torunu ve Hz. Ali’nin ikinci oğlu Hz. Hüseyin, hicretin dördüncü yılı Şaban ayının beşinde, Hz. Fatıma’dan dünyaya gelmiştir. Peygamber Efendimiz, diğer iki torununda da olduğu gibi, Cebrail aleyhisselâmın kendisine getirdiği isim olan “Hüseyin”i torununun kulağına ezan okuyarak bizzat kendisi koymuştur.
Beden yapısı itibarıyle dedesi Hz. Muhammed’e çok benzeyen Hz. Hüseyin, huyca da ona benzemiş; halim, selim ve kerim ahlakıyla Muhammed ahlakının devamına vesile olmuştur. Din imamlarının başı, veliler silsilesinin ser tacı olan Hz. Hüseyin, Hz. Peygamber hayatta iken onun övgüsüne mazhar olmuş, kâmil bir insandır.
Torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e bakarak; “Hasan ve Hüseyin’i seven beni sevmiş, onlara kin tutan da bana kin tutmuş olur”[49] buyuran Hz. Peygamber, pak nesli ve Ehl-i Beyt’i olan bu müstesna insanlara ayrı bir önem vermiştir.
“Hasan ve Hüseyin Cennet ehlinin iki gencidir”[50] buyuran Allah Rasulü, rahmet ve şefkat misyonunu kendisinden sonra devam ettirecek olan torunlarını sevmiş ve başkaları tarafından da sevilmelerini istemiştir. “Hasan ve Hüseyin’i seven, beni sevmiş, onlara kin tutan da, bana kin tutmuş olur” buyuran Hz. Peygamber, onlara olan sevgi ile kendisine olan sevginin bir ve aynı olduğuna dikkatleri çekmiştir. Aynı şekilde onlara olan kin ve düşmanlık da Allah Rasulü’ne yapılmış gibidir. Bir başka hadisinde de Hz. Hüseyin’le ilgili olarak; “Hüseyin bendendir. Ben de Hüseyin’denim. Allah’ı seven Hüseyin’i sever”[51] buyurmuşlardır.
Kûfelilerin, kendisini yüzüstü bıraktığına şahit olan Hz. Hüseyin, makam mevki peşinde olmadığını şu sözlerle ifade etmektedir: “Başımıza gelen işi biliyor ve görüyorsunuzdur. Dünya değişmiş, sevimsizleşmiş, bizden yüz çevirmiştir. Dünya bitmiş, ondan kap içinde kalan artık gibi artıklardan başka bir şey kalmamıştır. Hayat, otlakta otlamak gibi değersizleşmiştir. Görmüyor musunuz? Hak işlenmez, batıl ise, son derece rağbet edilir, üzerine düşülür olmuştur! Bu durumda mü’min olan, Allah’a kavuşmaya rağbet eder. Bence, şehidlikten başka ölüm, değersizdir. Ben ancak şehidliği saadet görüyorum. Zalimlerle birlikte yaşamayı ise, suçlanmaktan başka bir şey görmüyorum!” Bu sözleriyle, başına geleceklerin farkında olduğunu anladığımız Hz. Hüseyin, yanındaki yetmiş iki kişi ile birlikte bir süre aç ve susuz bırakılmış ve daha sonra da savaşarak şehid olmuştur.
Hz. İmam Hüseyin’in (a.s.) Aşura gecesi ashabı ve yârânına yaptığı konuşmanın bir bölümü şöyledir: “Rabbimi, övgülerin en güzeliyle över, hamdların en iyisiyle hamd ederim O’na. Rahatlıkta da, sıkıntıda da hamd ederim O’na. Ya Rabbi! Bizi nübüvvetle şereflendirdiğin için şükürler olsun sana! Kur’an’la eğitip yetiştirdiğin, Kur’an’ı öğrettiğin, dininin fıkhına alim kıldığın; bize kulak, göz ve kalp lütfettiğin için hamd ederiz sana! Ya Rabbi! Bizi şükreden kullarından kıl! Ben kendi ashabım ve yârânımdan daha vefalı bir ashap ve kendi aile ve yakınlarımdan daha vefalı bir aile görmüş, duymuş değilim! Allah sizden razı olsun!”[52] “Allah’ım! Sen de biliyorsun ki bizim kıyamımız, saltanat hevesiyle veya dünya malına düşkünlüğümüz dolayısıyla değildir. Amacımız, senin dininin işaretlerini diriltip egemen kılmak, sana ait olan şu yeryüzünü ıslah edip her yerde huzur ve güvenliği sağlamak, zulme uğrayan kullarını zalimlerin şerrinden kurtarmak ve senin farzlarını, sünnetlerini ve emirlerini uygulamaktır.”[53] “Ölüm, sizi sıkıntı ve zorluklardan kurtarıp uçsuz bucaksız cennet ve oradaki ölümsüz nimetlere ulaştıran bir köprü konumundadır. Hapisten kurtulup da saraylarda yaşamak istemeyen kim var?! Ama sizin düşmanlarınız için durum böyle değil tabii. Onlar saraydan zindana geçer ve çetin azaplara uğrarlar.”[54] “Allah yolunda şehid olmayı saadet, zalimlerle birlikte yaşamayı ise pek acı bir zillet bilirim ben.”[55] “Biliniz ki iyi amel, övgü ve ödüle layıktır. İyi amelin gerçek yüzünü görebilseydiniz, onu, bakışları insana neşe ve ferahlık veren güzel yüzlü biri olarak görürdünüz. Eğer kötü ameli gereğince zihninizde canlandırabilmeniz mümkün olsaydı, insanda nefret ve tiksinti uyandıran tahammül edilemez derecede çirkin birini görürdünüz.”[56]“Özür dileyeceğin bir şeyi yapma; zira mümin kötü bir şey yapmaz ve bu nedenle de özür dedilemez; ama münafık her gün kötülük eder ve bu kötülüğü için özür diler.”[57] İmam Hüseyin (a.s.) oğlu Ali’ye (a.s.) şöyle buyurdular: “Oğlum! Allah’tan başka yardımcısı olmayan birine zulmetmekten sakın!” (Tuhef’ul-Ukul, s. 251)“Kim bir müminin sıkıntısını giderirse, Allah Teala, ondan dünya ve ahiretin sıkıntılarını giderir. Allah, iyilik edene iyilik eder; Allah iyilik edenleri sever.” (Keşf’ül-Gumme, c. 2, s. 242)“İnsanların size ihtiyaç duyması, Allah’ın size verdiği nimetlerden biridir; o halde size verilen nimetlerin kadrini bilin ve size gelen ihtiyaç sahiplerinin ihtiyacını giderin ki nimetinizi azaba dönüştürmüş olmayasınız.” (Keşf’ül-Gumme, c. 2, s. 244)Adamın biri; “Layık olmayan birine yapılacak yardım ve bağış boşa gider.” deyince, orada bulunan Hz. İmam Hüseyin (a.s.); “Öyle değildir.” buyurdular ve “ihsan dediğin, sağanak yağmur gibi yağmalı, iyiler de kötüler de, ondan faydalanabilmelidir.” (Tuhef’ul-Ukul, s. 250)“Ey insanlar! Bağış ve ihsanda bulunan, onur ve saygınlık kazanır; cimrilik eden, kendisini aşağılık hale getirir. İnsanların en cömerdi, hiçbir karşılık beklemeden verip bağışta bulunandır. Affı en yüce insan, güçlü ve üstün olduğu zaman affedebilen insandır. En fazla sıla-i rahimde bulunan (yakınlarına uğrayıp hallerini soran) kimse, onunla ilişkisini kesenlere uğrayıp hallerini soran kimsedir.” (Keşf’ül-Gumme, c. 2, s. 242)“Ceddim Resulullah’ın (s.a.a.) şöyle buyurduğuna şahit oldum: ‘İki kişi arasında anlaşmazlık ve küskünlük doğar da biri diğerinden önce davranıp ötekinin gönlünü alırsa, cennete doğru yarışta öne geçmiş demektir.” (el-Fusul’ül-Mühimme, s. 186)
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.