
46-Soru: Yedi Ulu Ozan’dan Fuzuli kimdir?
Cevap:
Asıl adı Mehmet olan Fuzuli, 1504 ‘de Kerkük’te doğdu. Kerkük’te Bayat Türkmen boyunun Karyağdı soyundan gelmektedir.
Şiirlerini hem Türkçe, hem Arapça hem de Farsça yazan Fuzuli’nin en başarılı eserleri Türkçe yazılmış olanlarıdır. Fuzuli; yalnızca Türk ve Fars edebiyatında değil, dünya klasikleri arasında da saygın yer almış bir ozandır.
Bir gönül eri olan Fuzuli; yaşamı süresince Kerbela ve Bağdat çevresinden ayrılmamış, bir süre Hz. Ali’nin türbesinde türbedarlık yapmıştır.
Yaşadığı sürece bugünkü Irak topraklarının dışına çıkmayan, hayatını Hılle- Kerbelâ-Bağdad dolaylarında geçiren Fuzûlî, Farsça divanının önsözünde belirttiği gibi yabancı memleketleri gezmekten hoşlanmamış ve yine Irak’ta, 963/1556 yılında hakka yürümüştür.
Kitaplar Fuzuli’nin en büyük dileğinin Kerbela’da ölmek olduğunu yazar. Fuzuli yakın çevresine Hz. Hüseyin’in türbesinin yanında toprağa verilmeyi ve mezarına taş konulmamasını vasiyet etmiştir. Kendisi veba hastalığı salgınında Hakk’a yürümüş ve vasiyeti yerine getirilmiştir.
Kerbela Olayı’nı anlatan “Hadikat-ü Süeda” (Mutluların Bahçesi) en önemli eserlerindendir.
Fuzuli’nin çokça okunan beyitlerinden bazıları şunlardır:
Muharrem ayı oldu şafaktan çıkıp hilal
Al renkli gözyaşına batmış iki büklüm olup Mustafa’nın evladına medet kılmamış Fırat Geçirmesin mi yerlere onu bu isyan
Çoktur Kerbela Şah’ının elem hikayesi Elbette çok anlatılır hüznün sebebi
Eğer anlarsan, şehitlerin gamını anlatmak için Her çimen Kerbela’da çıkarmıştır hal dili Şehitlerin matemini yeniledi zaman
İnle ağla ey gönül bugün buldukça zaman
Feleğin meydanını ah dumanına mekan yap Alçak feleğe siyah matem elbisesi yap
Muharrem ayı oldu sevinç haramdır
Matem bugün dine bir saygıdır ihtiramdır Şehitlerin matemini tazelemek faydasız yersiz değil Zamanın gafletli sarayında herkese uyarıdır Kerbela kavgasının haberini kolay sanma ki Zamanın vefa eksikliğine tam bir delildir burhandır Her gözyaşı incisi ki saçılır Âli anarken
Bir yüce makamlı göğün ülkeleridir yıldızıdır
Her ah sesi ki çekilir Ehl-i Beyt için
Darüsselam cennetinin kapısına anahtardır
Şad olmasın bu vakadan şad olan gönül
Bir an hüzün ve gamdan azat olan gönül
Âl-i Abâ’nın katline tedbir kıldın ey felek Yanlış fikir kusurlu hayal kıldın ey felek Hadise bulutlarının şimşeğinden kılıç çekip Bir bir şehitlere çaldın ey felek
Masumluk haremine hürmet gerekirken Ayaksız başsız hasmı çiğnedin ey felek Kerbela çölünde olan susuz dudaklara
Bela selini salya gibi saldın ey felek
Dinin kadrini incitmekten endişe duymayıp Mustafa’nın evladına cefa kıldın ey felek
Bir merhamet kılmadın ciğeri kan olanlara Gurbette rüzgarı perişan olanlara
Basınca Kerbela’ya ayak Şah-ı Kerbela
Öfke okuna nişan oldu Şah-ı Kerbela
Düşman okuna başka siper görmeyip reva Açmıştı cana elem yarası Şah-ı Kerbela Düşmana karşı çekerken ordu saflarını Kılmıştı ah sesini alem Şah-ı Kerbela Görenlerin ateş dolu gönüllerinin dumanından Eylemişti haremine perdedar Şah-ı Kerbela Oldukça ömrü gönül huzuru görmeyip bir an Olmuş daima gamın dostu Şah-ı Kerbela
Ey Şah-ı Kerbela ne reva bunca gam sana Bitmeyen dert ve tükenmeyen elem sana
Ey kerbela elemini çeken Hüseyin
Vay kerbela belalarını çeken Hüseyin
Gam parça parça bağrını yaktı ateşli yarayla
Ey Âl-i Abâ bahçesinin lalesi Hüseyin
Cefa kılıcıyla bedenin oldu parça parça
Ey cefa kılıçları bitirmiş bahçe Hüseyin
Yaktı vücudunu zamanın karanlık sarayında gam
Ey Tanrı huzuru meclisinin mumu Hüseyin Feleğin dönüşü içirdi sana kana kana kan Ey bela şimşeğinin ateşine susuz Hüseyin
Yad et Fuzuli Âli Abâ’nın halini eyle ah Ki günah harmanı yakılır ah şimşeği ile
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.