HACI BEKTAŞ VELİ ve GÜVENÇ ABDAL MENKIBESİ

10521758_676721569070962_5505922577251413413_n

Hz. Hünkâr Hacı Bektâş Velî’nin hizmetinde Güvenç Abdal adlı bir derviş vardı. Hayli terbiye görmüş birisiydi. Bir gün halîfelerle birlikte Hünkâr varlığının huzûrunda oturmuştu. Sohbet sırasında “Erenler benim gönlümde bir fikrim var. İzin verirseniz söyleyeyim.” dedi. Hünkâr “söyle”, dedi. Güvenç Abdal “Acaba, şeyh nedir, mürit nedir, muhib nedir, âşık nedir? Bunların ne demek olduğunu bize açıklasanız da biz de öğrensek.” dedi.
Okumaya devam et
Genel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , ile etiketlendi | HACI BEKTAŞ VELİ ve GÜVENÇ ABDAL MENKIBESİ için yorumlar kapalı

İLİM ŞEHRİ’NİN KAPISI İMAM ALİ’DEN ALTIN SÖZLER

10401565_679298102146642_7179963185991607482_n

En ahmak insan, kendini herkesten akıllı sanandır.
En akıllı insan, öğütleri dinlemekten vazgeçmeyen insandır.
Eğer ararsak kendimize kolayca düşman bulabiliriz, ama ne kadar arasak dost bulmak kolay değildir.
Düşene sevinme, zamanın sana ne sakladığını bilemezsin.
Düşmanlık, kalbi meşgul eder.
Dostlarının kötüsü, seni iyi gününde arayıp sıkıntılı zamanında yüz üstü bırakandır.
Cahil, ne kendi eksiğini görür, ne de öğütlere kulak asar.
Cahiller çoğalınca alimler garip olurlar.
Genel içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | İLİM ŞEHRİ’NİN KAPISI İMAM ALİ’DEN ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı

ALEVİ BEKTAŞİ KLASİKLERİ’NDEN KİTAB-I CABBAR KULU

10354233_677478418995277_2023058482964980559_n

Dünya der ki:
Ey derviş! Eğer kitabın hepsini okuduysan, herkes Cennet mülkünü ister. Sen de onu iste. Kuzguna gülün kokusunu anlatsan ne fayda. O gülün kokusunu nereden bilsin. Gülün kokusunu bülbül bilir. Onun için şakır. Gâfiller denizin kenarında gezerken, olgun insanlar (insan-ı kâmiller) alacaklarını denizden alırlar. Bu söylediklerim gerçektir. Balım az, zehrim çoktur. Îmânını iyi koru, benden sana fayda yoktur. Benim neyim senin hoşuna gidiyor? Size ölüm var. Bir gün teneşir tahtasına binersin. Bir gün seni yutarım; görmediğe dönersin.
Okumaya devam et
Genel içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | ALEVİ BEKTAŞİ KLASİKLERİ’NDEN KİTAB-I CABBAR KULU için yorumlar kapalı

Hünkâr Hacı Bektaş Velî kimdir?

1907399_675036985906087_4177478655161564391_n

Horasan’da Hoca Ahmet Yesevî dergâhından aldığı iksir ilmiyle Anadolu’yu irfânla mayalayan, canlara Hakk’ın nefesini üfleyen, Hz. Muhammed’in himmet ve bereketini gönüllerle buluşturan pir-mürşidlerden birisi de Hacı Bektaş Velî’dir.
Yaratıkların seçkini, fazîletlisi ve varlıkların en mükemmeli, günâhkârların şefâatçisi ve âlemlerin Rabbi’nin Habîb’i, Ahmed-i Mahmûd, Ebu’l-Kâsım Muhammed Mustafâ’nın (s.a.v.) ve Haydar-ı Kerrâr, Sâhib-i Zülfikâr, Esedullâhi’l-Gâlip, Ali bin Ebî Tâlib’in (k.v.) torunudur. Horasan padişâhı İbrahim es-Sânî ve Hatem’in oğlu olan Hz. Hünkâr Hacı Bektâş Velî âriflerin kutbu, erenlerin sırrı, velîlerin sultânı, akıl sahiplerinin dayanağı, Allâh’ı bilme ve tanıma anlamındaki ma’rifet erbabının övüncü, seçkinlerin delili ve yakîn nûrlarının beşiği ve şerîat hazinesinin bilgilerinin kâşifi, tarîkat pîrinin hidâyete ulaştırıcısı ve hakîkat remizlerinin özünün sahibidir.
Okumaya devam et
Genel içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | Hünkâr Hacı Bektaş Velî kimdir? için yorumlar kapalı

HÜNKAR HACI BEKTAŞ VELİ’NİN VASİYETİ ve HAKK’A YÜRÜMESİ

10393157_727038757372576_3323470147494549244_n

Beni can kulağıyla dinle! Sana Hünkâr Hacı Bektâş Velî’nin bu dünyadan nasıl göçtüğünü anlatayım. Dinle şimdi! Hünkâr hazretleri, (dünya) kafesini bırakıp nasıl kanatlanıp uçtu? İşit ey din eri! Günün birinde o erenlerin serveri yerinden kalktı. Namâzını kıldı, Hakk’a yöneldi. El kaldırıp duâ edip yalvardı. Namâzını ve duâsını tamamladı. O himmetli er kalkıp halvetine çekildi. Kimse kalmadı yanında yalnız kaldı.
Okumaya devam et
Genel içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | HÜNKAR HACI BEKTAŞ VELİ’NİN VASİYETİ ve HAKK’A YÜRÜMESİ için yorumlar kapalı

HOCA AHMET YESEVİ’DE HOŞGÖRÜ DÜŞÜNCESİ

10378164_729495920460193_2994168951034324569_n

Anadolu’da yetmiş iki milleti bir kürede (potada) eriten aşk ateşini harlandıran pîr; Türkistan coğrafyasının mürşidi Hoca Ahmet Yesevî’dir. Hz. Muhammed’e sevgisinden dolayı 63 yaşından itibaren toprak altında yaşamaya başlayan Hoca Ahmet Yesevî’nin hoşgörü anlayışının temelinde de Hz. Muhammed’in sünnetinin etkisi büyük olmuştur.İnsanlara, kimseye zarar vermemeyi, gönül incitmemeyi tavsiye ederken referansı Hz. Peygamber’in sünnetidir:
Okumaya devam et
Genel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | HOCA AHMET YESEVİ’DE HOŞGÖRÜ DÜŞÜNCESİ için yorumlar kapalı

YUNUS EMRE’DE HOŞGÖRÜ DÜŞÜNCESİ

10422119_730262350383550_8110343627519098586_n

Yunus Emre Anadolu’nun her karışını gezen ve yolu Hacı Bektaş Velî’nin dergâhına da uğrayan bir Hak erenidir. O attığı her adımda gönlündeki ilâhî nağmeleri insanlarla, çiçek ve böceklerle paylaşmış, ayrılıklarla mücadele ederek, zıtların birliği için çalışmıştır. Yunus’un amacı gönüllere girmek ve onları onarmaktır. Onun fikrince insan gönlü “dost” olarak isimlendirdiği Hakk’ın evidir. Hakk’ın gönül evine konuk olabilmesi için onarılması gerekmektedir. Onarım malzemesi ise sevgidir. Allah sevgisi ile gönlünü zenginleştiren, adeta bir hazine haline getiren Yunus bu konuda kıskanç da değildir. O can taşıyan herkesin gönlünün nazargâh-ı ilâhî olmasını istemekte ve bunun için çalışmaktadır. Yunus Emre varlık sebebini ve Anadolu’daki misyonunu şu dörtlükte anlatmaktadır:
Okumaya devam et
Genel içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | YUNUS EMRE’DE HOŞGÖRÜ DÜŞÜNCESİ için yorumlar kapalı

HÜNKAR HACI BEKTAŞ VELİ’DE HOŞGÖRÜ DÜŞÜNCESİ

10417785_731052393637879_794751202388963414_n

Hoca Ahmet Yesevî’nin Türkistan’da kökleştirdiği sulh ağacından Anadolu’ya attığı köseği sayesinde yeni fidanlar yetiştiren Hacı Bektaş Velî birlik ve dirlik projesinin Rum topraklarındaki mimarı olmuştur. Hacı Bektâş Velî’nin Makâlât’ında anlattığı dört kapı kırk makamın içindeki pek çok duygu ve davranış, bir arada yaşama kültürünü temin edici niteliktedir: Mesela; şerîat kapısının sekizinci makamı; “şefkat”tir. (Hacı Bektaş Velî, 2007: 75)
Okumaya devam et
Genel içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | HÜNKAR HACI BEKTAŞ VELİ’DE HOŞGÖRÜ DÜŞÜNCESİ için yorumlar kapalı

ALEVİ BEKTAŞİ BÜYÜKLERİNİN KUR’AN TASAVVURU

10704189_732691083474010_6234537416078506339_n

Alevî-Bektâşî geleneğinde Kur’an tasavvurunun nasıl olduğunu kavrayabilmek için öncelikle Alevî-Bektâşî büyüklerinin Kur’ân’a nasıl baktıklarını bilmek önemli görünmektedir. Bir başka önemli husus da, Bektâşî büyüklerinin vahiy konusunda ne düşündükleridir. Çünkü “Kur’ân’ın Allah tarafından Hazret-i Peygamber’e indirilen bir kitap olduğuna” dair bir inancın var olabilmesi için, öncelikle Allâh’ın Peygamberlere vahiy gönderdiğine inanılması gerekmektedir.
Okumaya devam et
Genel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , ile etiketlendi | ALEVİ BEKTAŞİ BÜYÜKLERİNİN KUR’AN TASAVVURU için yorumlar kapalı

ALEVİ BEKTAŞİ EL YAZMALARINDA DÖRT KAPI KIRK MAKAM

10390917_733064146770037_3146552913602490968_n
Hz. Peygamber’den rivâyet edilen Eğer mürebbîm (beni eğiten, yol gösteren, terbiye eden) olmasaydı Rabb’imi bilemezdim hadîsine göre yol ve ona yolu gösteren bellidir. Cebrâîl yol göstericidir, rehberdir. Alevî-Bektâşî geleneğinde yolun esasları dört kapı kırk makâm içerisinde özetlenmiştir.
Dört kapı Muhammed ve Ali’nin mü’minlere bıraktığı manevî miras olarak kabul edilir. İlk kapı olan “şerîat terbiye içündür, bu vücûd bir şerîattır. Şerîat zâhirindir. Tarîkat bâtınındır. Zira şerîat Peygamber aleyhi’s-selâmın sözüdür. Pâk-ı pâkîze bir nûrdur. Zira ol nûr ânın nutkudur ve bir nûrdur, sözü haktır.
Okumaya devam et
Genel içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | ALEVİ BEKTAŞİ EL YAZMALARINDA DÖRT KAPI KIRK MAKAM için yorumlar kapalı